Emekli polis hastanede intihar etti

 Emekli Polis memurlarının zora girmesi çoğunlukla aynı sonuçlanıyor, beylik tabancası ile intihar.


Şehit Kansu Küçükateş Mahallesi Batıkent Sitesi'nde oturan emekli polis Muzaffer Zafer Durmuşcan, bugün sabah ailesine rahatsızlandığını söyleyerek Kadirli Devlet Hastanesi'ne gitti. Acil Servise giden ve buradaki bir kabine alınan Durmuşcan, üzerinde taşıdığı beylik tabancasını çekerek başına ateş etti. Acil servisi şok eden silah sesi ardından kanlar içinde yere yağılan emekli polise, acil servis doktorları müdahale etti. Emekli polis, ardından Osmaniye Devlet Hastanesi'ne sevk edilmesine rağmen yolda öldü.

Soruşturma başlatılırken 2 çocuk babası Durmuşcan’ın üzerinde bulunan notta, borçları nedeniyle ellerine düştüğü tefecilerden kurtulmak için bu yolu seçtiğini yazdığı bildirildi. Durmuşcan'ın cesedi, otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderilirken haberi alıp hastaneye gelen yakınları ise sinir krizi geçirdi.
iş ara

Oto fiyatları düşüşte

İkinci el oto fiyatları yaz aylarına nazaran %20 daha ucuz.

Star gazetesinin haberine göre, ikinci elde araç fiyatları, yaz aylarına göre ortalama yüzde 10-15 seviyesinde geriledi. İkinci elin iddialı şirketlerinden DOD’un Marka Yönetimi Pazarlama Şefi Levent Gençağa, fiyatlardaki düşüşün araç sahibi olmak isteyenler için aynı zamanda bir fırsatı da beraberinde getirdiğine işaret etti. Gençağa ‘Mesela yaz aylarında ortalama 29-30 bin TL seviyesinde alıcı bulabilen bir araç, şu an ortalama ortalama 26-27 bin TL seviyelerine gelmiş durumda’ dedi.
iş ilan
FİYATLAR EN DİBİ GÖRDÜ
ŞU anda pazarda yaşanan gelişmelerle birlikte ikinci elde rağbetin 20-25 bin lira fiyat aralığında bulunan 1.400 cc ve 1.600 cc motor hacmine sahip araçlara yönelik olduğuna dikkat çeken Levent Gençağa, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Bizim 10 yıla dayanan tecrübelerimizden hareketle belirtebileceğimiz nokta, fiyatların ikinci elde şu an gelebileceği minimum seviyelerde bulunduğu ve uzun bir süre devam etmesini öngörmediğimiz bu ortamın araç sahibi olmak isteyenler açısından büyük fırsatları içerdiği yönünde. Bu görüşümüz araç satışlarımızda ocak ayı itibariyle taleplerde başlayan artış ile de açıkça ortaya çıkıyor.’

MEB basın duyurusu

BASIN AÇIKLAMASI

Bazı internet sitelerinde ve Radikal Gazetesi'nin bugünkü (31.01.2009) nüshasında "İsrail Gazze için tehdit etmiş" başlıklı haberle ilgili olarak kamuoyunun doğru şekilde bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklama yapılmıştır.

Söz konusu gazetenin Britanya'nın The Economist Dergisi'nin iddiasına dayandırarak gündeme getirdiği haberde özetle, "Millî Eğitim Bakanlığı'nın Filistin'e yardım kampanyası çerçevesinde düzenlemeyi planladığı resim ve kompozisyon yarışmasını, İsrail'in kendi okullarında sözde 'Ermeni soykırımı' meselesini tartışacağı için iptal ettirdiği" yer almaktadır.

The Economist Dergisi'nin haberi gerçekleri yansıtmadığı gibi külliyen de yalandır. Haberde geçtiği şekliyle herhangi bir şantaj veya tehdit de söz konusu değildir.

Bu mesele, Sayın Bakanımız Doç. Dr. Hüseyin Çelik tarafından, 14.01.2009 tarihinde gazetecilerin kendilerine konuyla ilgili olarak yönelttikleri soruya verdiği cevapla da ayrıntılı bir şekilde kamuoyuna anlatılmıştır.
 
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
 
Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği

Büyük şehirlerimizde seçim anket sonuçları

Sekiz büyük şehrimizde yapılan anket sonuçları aşağıda grafik olarak sunulmuştur.

Sosyal güvenlik kurumu sağlık uygulama tebliğinde değişiklik

TEBLİĞ

Sosyal Güvenlik Kurumundan:

2008 YILI SOSYAL GÜVENLİK KURUMU SAĞLIK UYGULAMA

TEBLİĞİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ

MADDE 1 – 29/9/2008 tarihli ve 27012 sayılı birinci mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan “2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin 8.2 numaralı maddesi yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 2 – 2008 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinin 24.1.1.3.1 numaralı maddesinin son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“SUT eki EK-8 listesinde yer alan tutarlar üzerinden ücretlendirilir.”

MADDE 3 – “Diş İşlemleri Sevk Formu” (EK-7/B) yürürlükten kaldırılmıştır.

MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümleri 29/1/2009 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

MADDE 5 – Bu Tebliğ hükümlerini Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanı yürütür.

Doçent sınav yönetmeliği

YÖNETMELİK
Yükseköğretim Kurulundan:
DOÇENTLİK SINAV YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Dayanak ve Doçentlik Sınav Alanları
Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, doçentlik sınavına ilişkin usûl ve esasları belirlemektir.
(2) Bu Yönetmelik, doçentlik sınav alanlarının belirlenmesine, doçentlik başvurusunda bulunabilmenin şartlarına, başvurunun zamanına ve usulüne, doçentlik sınav jürilerinin oluşturulmasına, sınavların yapılmasına, intihal ve disipline aykırılık iddiaları dolayısıyla izlenecek yola, doçentlik sınavı ile ilgili komisyonların teşkiline ve görevlerine ilişkin hükümleri kapsar.
Dayanak
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 24 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Doçentlik sınavı alanları
MADDE 3 – (1) Doçentlik sınavı, Üniversitelerarası Kurulca belirlenen ve Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından onaylanan alanlarda açılır. Bu alanlar, her yıl Ocak ayında güncellenmiş olarak Yükseköğretim Kurulunun internet sitesinde yayımlanır.
İKİNCİ BÖLÜM
Başvuru Zamanı ve Şartları, Jürilerin Oluşturulması ve Doçentlik Sınavı
Başvuru zamanı ve şartları
MADDE 4 – (1) Doçentlik başvurusu, Nisan veya Ekim ayları içinde, Üniversitelerarası Kurulun belirleyeceği bir tarihe kadar yapılır. Üniversitelerarası Kurulca bir tarih belirlenmemesi halinde, başvurular, Nisan veya Ekim ayının onbeşinci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar devam eder.
(2) Doçentlik başvurusu için;
a) Bir anabilim veya bilim dalında Türkiye’de doktora, sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık yapılmış ya da yurt dışında yapılmış olan doktora, sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık öğreniminin ilgisine göre Üniversitelerarası Kurul veya Sağlık Bakanlığı tarafından bir anabilim veya bilim dalı ile ilişkilendirilerek denkliğinin kabul edilmiş olması,
b) Merkezi yabancı dil sınavında başarılı olunması,
c) Doktora, tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik unvanı iktisap edildikten sonra, doçentlik başvurusunda bulunulacak olan anabilim dalında özgün bilimsel yayın ve çalışmaların yapılmış olması,
şarttır.
(3) Doçentlik unvanının iktisabı için aranan özgün bilimsel çalışmalara ilişkin asgari ölçütler, Üniversitelerarası Kurul tarafından, her bir alan göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenir ve her yıl Ocak ayında güncellenmiş olarak Yükseköğretim Kurulunun internet sitesinde yayımlanır. Bu ölçütler, en erken yayımı tarihini izleyen ikinci dönemde yapılacak olan doçentlik başvurularında dikkate alınır.
(4) Doçentlik başvurusunda bulunabilmek için adayın, Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında dört yıllık lisans programında yabancı dil olarak öğretilen, kendi alanında akademik bakımdan ilerlemesini sağlayan ve uluslararası geçerliliği bulunan dillerden birini bildiğini, ÖSYM tarafından yapılan merkezi yabancı dil seviye belirleme sınavından en az altmışbeş puan alarak, belgelemesi gerekir. Anabilim veya bilim dalı belli bir dille ilgili olanlar, bu sınavı başka bir yabancı dilde vermekle yükümlüdürler.
(5) Uluslararası düzeyde yapılan yabancı dil seviye tespit sınavlarındaki başarı notunun doçentlik başvurusu için aranan merkezi yabancı dil sınavındaki başarı şartını karşılayıp karşılamadığına Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından karar verilir.
(6) Doçentlik başvuruları, Üniversitelerarası Kurula yapılır. Başvuruların eksiksiz olup olmadığı ve bu Yönetmelikte aranan şekil şartlarını taşıyıp taşımadığı kontrol edilir. Dosyasının eksiksiz olduğu ve gerekli şekil şartlarını taşıdığı tespit edilen adayın jürisi en kısa zamanda Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturularak, aday ile jürinin asıl ve yedek üyelerine mensubu bulundukları üniversite rektörlüğü aracılığı ile bildirilir. Bu bildirim yazısı üzerine eserler aday tarafından jüri üyelerinin her birine posta yolu ile gönderilir. Aday, eserlerin jüri üyelerine ulaştığına ilişkin belgelerinin birer örneğini Üniversitelerarası Kurula teslim eder.
(7) Doçentlik başvurusu ile ilgili posta masrafları aday tarafından karşılanır.
Sınav jürisinin oluşturulması
MADDE 5 – (1) Üniversitelerarası Kurul, Doçentlik Sınav Komisyonunun önerisi üzerine, doçentlik başvurusunda bulunan adaylardan her biri için beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye belirler. Jüri için asıl ve yedek üyeler, adayın başvurduğu alan göz önünde bulundurularak belirlenir. Adayın başvurduğu alanda yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, istisnai olarak, jüri üç asıl ve iki yedek olmak üzere beş üye ile teşkil edilebilir.
(2) Doçentlik jürilerinde görev alabilecek öğretim üyelerinin listesi, bunlara hangi alanlarda doçentlik jürilerinde görev alabileceklerinin sorulması üzerine alınacak olan cevaplar ile kadrosunun bulunduğu üniversitenin görüşü dikkate alınarak hazırlanır. Bu listeler, akademik yükseltmeler, istifa veya emeklilik gibi sebeplerle görevden ayrılmalar göz önünde bulundurularak Yükseköğretim Kurulu personel veri tabanı üzerinden güncellenir. Doçentlik sınav komisyonundaki asıl ve yedek üyelikler, bu listede ilgili alanlarda yer alan öğretim üyeleri arasında objektif ölçütlere göre ve eşit olarak dağıtılır.
(3) Doçentlik sınav jürisinde görev alabilmek için öğretim üyesinin Devlet veya vakıf üniversitesinde 2547 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi hükümlerine göre profesör olarak atanmış ve yetmişiki yaşını doldurmamış olması şarttır.
Doçentlik sınavı
MADDE 6 – (1) Doçentlik sınavı, eser incelemesi ve sözlü sınav olmak üzere, iki aşamada yapılır.
(2) Doçentlik sınav jürisini oluşturan asıl ve yedek üyeler, adayın akademik çalışmalarının her birini değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını iki nüsha olarak mensubu bulundukları üniversite rektörlüğü aracılığı ile Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Bu raporlar, başvuru dosyalarının jüri üyesine teslim edildiği tarih sırasına göre ve dosya sayısı itibarıyla azami birer aylık sürelerde hazırlanarak sırasıyla Üniversitelerarası Kurula gönderilir.
(3) Jürinin asıl ve yedek üyeleri, süresi içinde rapor hazırlamasına engel olacak nitelikte bir mazeretinin ortaya çıkması halinde, bu mazeretini, varsa belgeleyen evrakla birlikte Üniversitelerarası Kurula bildirmekle yükümlüdür. Jüri üyesi, bildirdiği mazeretin Doçentlik Sınav Komisyonu tarafından kabul edildiğine dair karar verilmediği sürece bu görevden kaçınamaz. Kabul edilmiş mazeret olmaksızın görevini süresinde yapmayan jüri üyesinin genel hükümlere göre cezaî sorumluluğu yoluna gidilir.
(4) Öğretim üyeliği görevinden istifa, emeklilik veya mazeret sebebiyle jürinin ikiden fazla üyesinin eksilmesi halinde, Üniversitelerarası Kurul tarafından jürinin eksilen üyelikleri doldurulur.
(5) Asıl üyelerin Doçentlik Sınav Komisyonu tarafından kabul edilmiş bir mazerete dayalı olarak raporunu süresinde verememesi halinde, yedek üyelerin raporları sırasına göre değerlendirmeye esas alınır.
(6) Değerlendirmeye esas alınan jüri raporlarının birer nüshası, eser incelemesi sonucuna ilişkin bildirim yazısı ile birlikte adaya gönderilir.
(7) Değerlendirmeye esas alınan jüri raporları itibarıyla çoğunlukla eser incelemesinde başarılı bulunan aday, sözlü sınava tabi tutulur. Sözlü sınavın yapılacağı yer, tarih ve saat, Üniversitelerarası Kurul tarafından adaya, mazereti kabul edilenler dışındaki asıl ve yedek jüri üyelerine bildirilmek üzere, mensubu oldukları üniversite rektörlüklerine ve sınavın yapılacağı üniversite rektörlüğüne bildirilir. Kendilerine bildirim yapılan asıl üyeler, sınav için belirlenen yer, tarih ve saatte hazır bulunmakla yükümlüdürler. Bu yükümlülüğe aykırı davranan jüri üyesinin, bildirdiği mazeret Doçentlik Sınav Komisyonu tarafından kabul edilmediği takdirde, genel hükümlere göre cezaî sorumluluğu yoluna gidilir. Sözlü sınava gelmeyen asıl üyenin mazeretinin Doçentlik Sınav Komisyonunca kabul edilmemesi, yedek üyenin katılımıyla yapılan sınavın hukuki geçerliliğini etkilemez. Asıl üyelerden birinin hazır bulunmaması halinde, sözlü sınav, sınavın yapılacağı üniversitenin rektörü veya görevlendireceği dekan tarafından sıradaki yedek üyenin de çağrılması suretiyle en geç onbeş gün içinde yapılır.
(8) Sözlü sınavın yapılacağı üniversitenin bulunduğu ilin dışında başka bir üniversitede görev yapan jüri üyesinin yol masrafları ile yevmiyesi, Üniversitelerarası Kurulun görevlendirme yazısı esas alınarak, görevli oldukları üniversitelerce ön ödemeli olarak karşılanır.
(9) Sözlü sınavın yapılacağı üniversitenin rektörü, sınav için gerekli fiziki ve teknik imkanları hazırlamakla yükümlüdür.
(10) Jüri, sözlü sınav için üye tam sayısı ile toplanır. Adaylar belirtilen gün, saat ve yerde sözlü sınava alınırlar. Sınavda jüri üyelerinden biri, başkan olarak görev yapar.
(11) Sözlü sınav, doçent ve profesör unvanına sahip öğretim üyelerine açıktır. Jüri başkan ve üyeleri, sözlü sınavın denetlenebilirliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alırlar. Sözlü sınavın yapılacağı yer ile gün ve saati, sınavın yapılacağı üniversite rektörlüğünce internet sayfasında yayımlanır.
(12) Sözlü sınav sonunda jüri, adayın başarılı olup olmadığına çoğunlukla karar verir. Bu karar, düzenlenen tutanakta imza altına alınır ve başkan tarafından jüri üyeleri önünde adaya sözlü olarak bildirilir.
(13) Sözlü sınavda başarılı olanlara Üniversitelerarası Kurul tarafından Doçentlik Belgesi verilir.
(14) Adayın sözlü sınava gelmemesi halinde, bu durum, jüri üyeleri tarafından imzalanan tutanakla tespit edilir.
(15) Sözlü sınav tutanağı, jüri başkanı tarafından Üniversitelerarası Kurula gönderilmek üzere sınavın yapıldığı üniversite rektörüne veya rektörün sınavın yapılmasıyla ilgili olarak görevlendirdiği dekana imza karşılığında teslim edilir.
(16) Sözlü sınava gelmeyen aday, bu sınava gelmesine engel olacak nitelikte bir mazeretinin varlığı halinde, bunu, varsa belgeleyen evrakla birlikte Üniversitelerarası Kurula bildirir. Mazeret bildiriminde bulunmaması veya bildirdiği mazeretin Doçentlik Sınav Komisyonu tarafından kabul edilmemesi halinde, aday bir sözlü sınav hakkını kaybeder.
(17) Doçentlik Sınav Komisyonunun sözlü sınava gelmeyen adayın bildirdiği mazereti kabul etmesi halinde, sözlü sınav, Üniversitelerarası Kurulun yeniden belirleyeceği yer, tarih ve saatte bu madde hükümlerine göre yenilenir.
(18) Sözlü sınavda başarısız olan veya sözlü sınav hakkını kaybeden aday, 4 üncü maddenin birinci fıkrasında belirlenen sürelerde yeniden başvuruda bulunması halinde, tekrar sözlü sınava alınır. Bu başvuruda, 4 üncü maddede doçentlik başvurusu için aranan şartların taşındığına dair belgelerin yeniden ibrazı istenmez.
(19) Tekrar sözlü sınava alınacak aday için yeni bir jüri oluşturulmaz. Dördüncü fıkra hükümleri saklıdır.
(20) Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen sözlü sınavlarda üç defa başarısız olan veya başarısız sayılan aday sözlü sınav için yeniden başvurduğunda, bu sınavı yapmak üzere yeni bir jüri oluşturulur. Yeni jüri oluşturulmasında mevcut jürinin salt çoğunluğu sağlayacak sayıda üyesinin değiştirilmesi şarttır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Disipline Aykırı Fiiller, Doçentlik Sınav Komisyonu
İntihal ve disipline aykırı diğer fiillerin işlendiği iddiası
MADDE 7 – (1) Eser incelemesi yapan jüri üyeleri, başvuru dosyasında yer alan herhangi bir eserde intihal olduğunu tespit ederse, durum bir raporla Üniversitelerarası Kurula bildirilir. İntihal iddiası ile ilgili olarak bir karar verilinceye kadar, Üniversitelerarası Kurul doçentlik başvurusu ile ilgili herhangi bir işlem yapmaz.
(2) Üniversitelerarası Kurul, intihal iddiası hakkında gerekli işlemlerin yapılması için durumu belgeleri ile birlikte Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderir ve ayrıca diğer jüri üyeleri derhal durumdan haberdar edilerek, iddia sonuçlandırılıncaya kadar rapor hazırlamamaları sağlanır.
(3) İntihal iddiası ile ilgili olarak yükseköğretim disiplin mevzuatına göre işlem yapılır.
(4) İntihal iddiasının doğru olmadığının tespiti halinde, doçentlik süreci kaldığı yerden devam eder.
(5) İntihal iddiasının doğru olduğunun tespiti halinde, aday yaptığı doçentlik başvurusunda başarısız sayılır. Adayın idarî, cezaî ve hukukî sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.
(6) Eser incelemesi yapan jüri üyeleri, başvuru dosyasında yer alan herhangi bir eserde intihal dışında yayın ve araştırma etiğine aykırılığın varlığını tespit ederse, durumu bir raporla Üniversitelerarası Kurula bildirir. Bu iddia ile ilgili olarak bir karar verilinceye kadar, Üniversitelerarası Kurul doçentlik başvurusu ile ilgili herhangi bir işlem yapmaz. Bu durumda aday hakkında yükseköğretim disiplin mevzuatı hükümlerine göre derhal soruşturma yapılır. İddianın asılsız çıkması halinde, doçentlik süreci kaldığı yerden devam eder ve ilgili jüri üyesi hakkında şartların varlığı halinde idarî ve adli soruşturma yapılır. İddianın doğru olduğunun tespiti halinde, aday yaptığı doçentlik başvurusunda başarısız sayılır.
(7) Doçentlik sınavı için başvuru dosyasının içeriğinde adayla ilgili olarak disiplin suçu oluşturan başka bir durumun varlığı nedeniyle soruşturma başlatılmış olması halinde, durum Üniversitelerarası Kurula bildirilir. Bu soruşturma sonuçlanıncaya kadar, Üniversitelerarası Kurul doçentlik başvurusu ile ilgili herhangi bir işlem yapmaz.
Doçentlik Sınav Komisyonu
MADDE 8 – (1) Bu Yönetmelikte kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere, Üniversitelerarası Kurul bünyesinde Doçentlik Sınav Komisyonu kurulur. Bu Komisyon, sosyal, fen-mühendislik ve sağlık bilimleri ile güzel sanatların her birinden beşer kişi olmak üzere, farklı alanlarda görev yapan öğretim üyeleri arasından Üniversitelerarası Kurulun seçeceği yirmi profesörden oluşur. Doçentlik sınav komisyonu için seçim, üniversitelerin farklı alanlarda gösterecekleri adaylar arasından yapılır.
(2) Doçentlik Sınav Komisyonu, bu Yönetmelikte belirtilen diğer görevlerin haricinde, alt komisyonların görüşlerini dikkate alarak, aşağıdaki görevleri yapar:
a) Öğretim üyelerinin, hangi alanlarda oluşturulacak sınav jürilerinde görev alabileceklerine dair listeleri hazırlamak,
b) Üniversitelerarası Kurula;
1) Doçentlik başvurusunda bulunulacak alanların,
2) Bu alanların her birinde doçentlik başvurusu için aranan asgari ölçütlerin,
3) Her bir adayla ilgili sınav jürisinin asıl ve yedek üyelerinin,
belirlenmesinde görüş bildirmek.
(3) Doçentlik Sınav Komisyonuna bu maddede belirtilen görevleri yerine getirmede yardımcı olmak üzere fakülte veya müstakil programı olan bölümler esas alınmak suretiyle alt komisyonlar oluşturulur. Bu alt komisyonların her biri, farklı üniversitenin kadrosunda bulunan beş profesörden oluşur. Bu profesörler, üniversitelerin gösterecekleri adaylar arasından Üniversitelerarası Kurulca seçilir.
(4) Bu komisyonlarda görev yapan öğretim üyelerinin yolluk ve yevmiyeleri, mensubu bulunduğu üniversitece ön ödemeli olarak karşılanır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelik
MADDE 9 – (1) 1/9/2000 tarihli ve 24157 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçiş hükümleri
GEÇİCİ MADDE 1– (1) 28/6/2008 tarihinden önce yapılmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları hakkında, sözlü sınava ilişkin hususlar hariç olmak üzere, 1/9/2000 tarihli ve 24157 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümleri uygulanmaya devam olunur.
(2) 2009 yılı içindeki doçentlik başvuruları, 1/9/2000 tarihli ve 24157 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliğine istinaden belirlenen temel alanlara göre yapılır ve bu başvurularla ilgili değerlendirmelerde söz konusu Yönetmelik hükümlerine istinaden belirlenen ölçütler esas alınır.
Yürürlük
MADDE 10 – (1) Bu Yönetmelik, Resmî Gazetede yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 11 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini, Yükseköğretim Kurulu yürütür.

Türk Hava Yolları kış kampanyası

THY kış turizminin artması için güzel bir adım attı.


Türk Hava Yolları (THY), daha çok kişinin yurt dışına seyahat etmesi ve kış turizmine hareket kazandırılması amacıyla 1 Şubat-31 Mart 2009 tarihleri arasında, Amerika'dan Afrika'ya, Uzak Doğu'dan Avrupa'ya sefer yapılan toplam 109 yurt dışı uçuş noktasına promosyon kampanyası düzenledi.
THY Basın Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamaya göre, 5 farklı ücret seviyesi için belirlenen uçuş noktaları şöyle:
"-79 Avroya: Batum, Madrid, Sofya ve Londra (Standset).
-99 Avroya: Halep, Amman, Amsterdam, Atina, Barselona, Belgrad, Beyrut, Birmingham, Brüksel, Basel, Budapeşte, Köln, Kopenhag, Donetsk, Dneprepetrovsk, Duseldorf, Frankfurt, Cenevre, Hanover, Hamburg, Helsinki, Kiev, Kişinev, St Petersburg, Londra, Ljubliana, Minsk, Münih, Nice, Nuremberg, Odesa, Oslo, Bükreş, Prag, Priştina, Riga, Rostov, Simperefol, Saraybosna, Üsküp, Stutgard, Tiran, Tunus, Venedik, Viyana, Varşova, Zagrep ve Zürih.
-119 Avroya: Abudabi, Bahreyn, Bakü, Kahire, Kazablanka, Damaskus, Doha, Dublin, Dubai, Kazan, Lizbon, Lyon, Manchester, Muskat, Meshed, Milano, Moskova, Paris, Roma, Sanaa, Ekaterinburg, Tebriz, Tahran ve Tel-Aviv.
-299 Avroya: Almaata, Aşkabat, Cezayir, Pekin, Kuveyt, New York, Şangay, Singapur, Tiflis, Tripoli ve Astana.
-399 Avroya: Adis Ababa, Bağdat, Bangkok, Bombai, Şikago, Capetown, Yeni Delhi, Duşanbe, Bişkek, Hong Kong, Cidde, Johannesburg, Karaçi, Kartum, Lagos, Medine, Osaka, Riyad, Seul, Taşkent ve Tokyo.
Yolcuların biletlerini rezervasyon yaptırdıktan 3 gün sonra veya uçuştan en geç 21 gün önce (hangi tarih daha önceyse) almak koşuluyla yararlanabilecekleri kampanyada, biletlerin kalış süresi 1 ay olacak, rezervasyon değişikliği ve bilet iadesi yapılamayacak."
iş ilanları

Doğalgaz %17 indirimde

 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan felaket tellalığı yapanlar bir tokat gibi doğalgazda %17 indirim müjdesini verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yarından geçerli olmak üzere doğalgazda evlerde yüzde 17, sanayide yüzde 18 indirim yaptıkları müjdesini verdi.
Topkapı Kültür Parkı ve şehir parkının açılışını yapan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, doğalgazda indirim müjdesini verdi. Erdoğan, yarından geçerli olmak üzere evlerde yüzde 17, sanayide yüzde 18 indirim yaptıklarını söyledi.
Erdoğan şöyle konuştu; "Biliyorsunuz küresel şartlar sebebiyle enerji fiyatlarında büyük artışlar oldu. Petrolün dünyada varili 150 dolara kadar çıktı. Bunun doğalgazımıza da etkileri oldu. Başta sizlere söylediğim bir şey vardı. Dıştan gelen zamlar noktasında bunu üstlenmek, farklı konularda farklı olumsuzlukları meydana getirebilir. Onun için biz, içeride herhangi bir zam yapmayacağımıza, dışarıdan gelen tepkileri, zamları sübvanse edemeyeceğimizi söylemiştik. Şimdi fiyatlardaki inişler nedeniyle arkadaşlarımız bir çalışma yaptı. Yarından itibaren doğalgaz fiyatını evlerde yüzde 17, sanayide yüzde 18 indiriyoruz. Bu da milletimize hayırlı olsun! O zaman felaket tellallığı yapanlar acaba şimdi ne diyecek."
isbasvurusu.org

İş başvurusu için önyazı örnekleri

ÖRNEK 1

Bu tür bir önyazıyı belirli bir pozisyona başvururken kullanabileceğiniz gibi, genel başvurularınızda da kullanabilirsiniz.

Sayın Yetkili,

Kariyer.net’te yayınlanan “İletişim Uzmanı” ilanınızla ilgileniyorum.

XYZ firmasında iki yıldır “İletişim Uzmanı yardımcısı” olarak çalışıyorum. Çalıştığım süre içerisinde birçok makale yazdım, konuk yazarların yazılarını organize ettim, her hafta basın bülteni hazırlayarak abonelerimize gönderdim. İsterseniz internette yer alan yazılarıma aşağıdaki adreslerden ulaşabilirsiniz:

URL www……
URL www……

Direktörüm X’e asistanlık ederken; yeni şirket ilkeleri belirlenmesi aşamasına araştırmalarımla destek verdim. Ofisteki iletişimin koordinasyonu, basın duyurularının hazırlanması gibi görevleri de üstlendim. Ofis içi iletişimi online platforma taşıma önerimin uygulanmasıyla şirkette iletişim hız kazandı. Birçok işi bir arada yaptığım için işin işleyiş sürecinde çok fazla tecrübe kazandım.

Mülakata katılarak tanışmayı ve işin becerilerime uygunluğu hakkında konuşmayı çok isterim. Ekstra bilgi isterseniz iletişim bilgilerimden bana ulaşabilirsiniz.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ad Soyad ve İmza
ÖRNEK 2

Bu tür bir önyazıyı sadece belirli bir pozisyon için kullanabilirsiniz. İş ilanındaki özelliklerle uyumlu olduğunuzu vurgulayan, işlevsel bir önyazı türüdür.
 
Sayın İlgili,
 
Kariyer.net’te yayınlanan “Tanıtım ve Satış Sorumlusu” pozisyonunuzla ilgileniyorum. Özgeçmişimin, yeteneklerimin iş tanımınıza ve şirketiniz bakış açısına uygun olduğunu düşünüyorum.

İş için istediğiniz şartlar:

Üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren ilgili bölümlerinden mezun,
MS Office uygulamalarına hakim,
Tercihen iyi derecede İngilizce bilen,
Seyahat engeli olmayan,
Sürücü belgesine ve aktif sürüş deneyimine sahip,
Erkek adaylar için askerliğini yapmış,
Türkiye’nin  illerinde görev alabilecek,
İlaç sektöründe tıbbi mümessillik deneyimi olmayan
 
Benim özelliklerim:
 
Marmara Üniversitesi İşletme mezunuyum.
Üç yıl halkla ilişkiler asistanı olarak çalıştığım dönemde MS Office ekipmanlarından Excel, Power Point, Word uygulamalarını yoğun olarak kullandım.
Beş yıldır aktif olarak araba kullanıyorum.
İnsan ilişkilerinde başarılıyımdır, kolay iletişim kurarım.
Gerektiğinde iş için seyahat edebilirim.
Ortaokul eğitimimden başlayarak İngilizce eğitim aldım, akıcı bir şekilde kullanabilirim.
 
Özgeçmişim ve önyazımla ilgilendiğiniz için teşekkürler. Yüz yüze mülakata katılarak iş ve işin becerilerime uygunluğu hakkında detaylı konuşmayı çok isterim.
 
Teşekkür ederim,
 
Ad, Soyad ve İmza
Bu örnekleri kendinize uyarlayarak, başarılı ön yazılar hazırlamanız mümkün.

Yerel seçim anketleri

Araştırma şirketi Ankethane vatandaşın yerel seçim nabzını tuttu.
Senenin ilk yerel seçim araştırmasında ankete katılanların yüzde 63’ü, 2009 Mart’ta yapılması planlanan seçimde AK Parti diyeceğini belirtti.
MUHALEFETİN yoğun baskısı ve Genelkurmay’ın e-muhtırasının gölgesinde gidilen erken seçim, Türkiye’nin siyasi tablosunu altüst etti. AK Parti yine ezici bir çoğunlukla iktidar olurken, erken seçimi en çok isteyen CHP ve MHP güçlükle Meclis’e girebildi. Güneydoğu’yu oy deposu olarak gören DTP’liler bile seçim bölgelerinde hüsrana uğradıklarını itiraf etti. 22 Temmuz yenilgisinin ardından bütün partiler yerel seçimlere odaklandı. İktidar partisi için bir çeşit güven oylaması, muhalefet için ise siyasi arenada varolma mücadelesine sahne olacak yerel seçimler için geri sayım başladı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Diyarbakır dönüşü yerel seçim startını vermesinin ardından ilk anket sonuçları da geldi.
AK PARTİ YİNE LİDER
ARAŞTIRMA şirketi Ankethane ‘Genel Siyaset Algısı ve Yerel Yönetimler’ araştırmasında 65 ilde anket çalışması yaptı. Ankethane, 01-08 Ocak 2008 tarihleri arasında 65 il merkezinde ve 16 büyükşehrin büyük ilçelerinde 12 bin 628 kişi ile yüz yüze görüştü. Buna göre, AK Parti ikinci kez gireceği yerel seçimlerde yine kendi rekorunu kıracak. 2004 yerel seçimlerindeki yüzde 41.8’lik oy oranını yüzde 63’e çıkaracak. Ankete göre İzmir başta olmak üzere CHP’nin oy deposu olarak bilinen şehirler tehlikede. MHP’nin gerisine düşen CHP, yerel seçimlerde ve 22 Temmuz milletvekili seçimlerinde aldığı oy oranına ulaşamıyor. Başbakan Erdoğan’ın il başkanlarına ‘İstiyorum’ dediği Diyarbakır, Şırnak, Batman, Tunceli henüz DTP’de görünüyor.
CHP MHP’NİN GERİSİNDE KALDI
Araştırma şirketi Ankethane vatandaşın yerel seçim nabzını tuttu.
Senenin ilk yerel seçim araştırmasında ankete katılanların yüzde 63’ü, 2009 Mart’ta yapılması planlanan seçimde AK Parti diyeceğini belirtti.
MUHALEFETİN yoğun baskısı ve Genelkurmay’ın e-muhtırasının gölgesinde gidilen erken seçim, Türkiye’nin siyasi tablosunu altüst etti. AK Parti yine ezici bir çoğunlukla iktidar olurken, erken seçimi en çok isteyen CHP ve MHP güçlükle Meclis’e girebildi. Güneydoğu’yu oy deposu olarak gören DTP’liler bile seçim bölgelerinde hüsrana uğradıklarını itiraf etti. 22 Temmuz yenilgisinin ardından bütün partiler yerel seçimlere odaklandı. İktidar partisi için bir çeşit güven oylaması, muhalefet için ise siyasi arenada varolma mücadelesine sahne olacak yerel seçimler için geri sayım başladı. Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın Diyarbakır dönüşü yerel seçim startını vermesinin ardından ilk anket sonuçları da geldi.
AK PARTİ YİNE LİDER
ARAŞTIRMA şirketi Ankethane ‘Genel Siyaset Algısı ve Yerel Yönetimler’ araştırmasında 65 ilde anket çalışması yaptı. Ankethane, 01-08 Ocak 2008 tarihleri arasında 65 il merkezinde ve 16 büyükşehrin büyük ilçelerinde 12 bin 628 kişi ile yüz yüze görüştü. Buna göre, AK Parti ikinci kez gireceği yerel seçimlerde yine kendi rekorunu kıracak. 2004 yerel seçimlerindeki yüzde 41.8’lik oy oranını yüzde 63’e çıkaracak. Ankete göre İzmir başta olmak üzere CHP’nin oy deposu olarak bilinen şehirler tehlikede. MHP’nin gerisine düşen CHP, yerel seçimlerde ve 22 Temmuz milletvekili seçimlerinde aldığı oy oranına ulaşamıyor. Başbakan Erdoğan’ın il başkanlarına ‘İstiyorum’ dediği Diyarbakır, Şırnak, Batman, Tunceli henüz DTP’de görünüyor.
CHP MHP’NİN GERİSİNDE KALDI
ARAŞTIRMAYA katılanlara yöneltilen ‘Yerel seçimlerde oyunuzu hangi partiye vermeyi düşünüyorsunuz?’ sorusuna yüzde 63’ü AK Parti, yüzde 14.7’si MHP, yüzde 13.9’u CHP, yüzde 4,9’u DTP şeklinde yanıt verdi. Ankete göre, AK Parti yine bütün bölgelerde birinci parti olurken, elinde bulundurduğu 16 büyükşehirin 14’ünde oy oranlarını yüzde 78.7’ye kadar çıkarıyor. İzmir’de yüzde 35.6 ile birinci parti olan CHP, yüzde 32.9’luk oy oranıyla AK Parti’nin yakın takibinde. Diyarbakır’da DTP yüzde 51.8’lik oranıyla birinci, AK Parti ise yüzde 43 ile ikinci parti. AK Parti Erdoğan’ın istediği Şırnak, Batman, Tunceli’de de henüz ikinci parti.
BAYDEMİR BEĞENİLMİYOR
ANKETHANE, Büyükşehir belediye başkanlarının sevilme oranlarını da sordu. Vatandaşlar, 2004 yılından bu yana yaşadıkları şehirlere hizmet veren belediye başkanlarını değerlendirdi. Büyükşehir belediye başkanları sıralamasında Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki Türkiye’nin en çok beğenilen başkan seçildi. En az beğenilen başkanları ise Gaziantep ve İstanbul büyükşehir başkanları oldu. Su kesintileriyle tepki toplayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, siyasi çıkışlarıyla dikkat çeken Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile geçmişte yüksek oylarıyla dikkat çeken Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak yine az beğenilenler arasında yer aldı. Buna karşılık başkanları beğenilmese de bağlı bulundukları partinin reytingi yüksek çıktı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı yüzde 30.1 oranında beğenilmese de AK Parti’nın kentteki oy oranı yüzde 43.6 oldu. Ankete katılanların yüzde 42.1’i Osman Baydemir’i beğenmezken DTP’nin oy oranı yüzde 51.8 çıktı.
İLÇE BAŞKANLARI DA YARIŞTA
SEÇİM bölgelerinde beğenilme oranları en yüksek il ve ilçe belediye başkanları listesi de çıktı. Listede sıralama şöyle oldu: Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok (80.7), Şişli Belediye Başkanı CHP’li Mustafa Sarıgül (77.2), Çorum Belediye Başkanı Turan Atlamaz (73.1), Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın (70.2), Yenimahalle Belediye Başkanı Ahmet Duyar (70.1).
‘Belediyeciliği göstereceğiz’
BaŞbakan Erdoğan, Diyarbakır gezisi dönüşünde kente ilişkin izlenimlerini ‘Diyarbakır’a gittik. Çöpler sokağın ortasında. Çöp yığınlarından, kokularından sokaklarda gezemiyorsunuz. Halk da perişan. Oralarda doğru dürüst belediyecilik hizmeti yok. Sadece ideolojik bir şey var. Yaptıkları ideolojik, belediye başkanlığı değil’ şeklinde dile getirmişti. Erdoğan ardından il başkanlarına ‘Diyarbakır, Şırnak, Batman, Tunceli’de belediye başkanlıklarını, hizmet için almamız lazım. Aldığımız zaman görürler belediyeciliği’ diye çağrıda bulunmuştu. Anket sonuçları da AK Parti’nin çalışmasının sonuçlarını almaya başladığını gösteriyor. Anket, Doğu ve Güneydoğu’da Hakkari, Van, Şırnak,Tunceli, Batman, Diyarbakır, Siirt’te DTP, diğer şehirlerde AK Parti’nin birinci olduğunu gösteriyor. AK Parti’nin ikinci durumda olduğu illerde de DTP’yi zorladığı ortaya çıktı.
Büyükşehir belediye başkanı tercihleri
Beğeniyorum Beğenmiyorum
Kayseri 81.4 18.6
Mehmet Özhaseki
Konya 78.03 21.07
Tahir Akyürek
Erzurum 75.7 24.3
Ahmet Küçüker
Samsun 66.7 33.3
Yusuf Ziya Yılmaz
Antalya 64.1 35.9
Menderes Türel
Eskişehir 60.2 39.8
Yılmaz Büyükerşan
Kocaeli 55.7 44.3
İbrahim Karaosmanoğlu
Mersin 54.2 45.8
Macit Özcan
İzmir 49.1 50.9
Aziz Kocaoğlu
Bursa 48.8 51.2
Hikmet Şahin
Ankara 46.4 53.6
Melih Gökçek
Adana 45.2 54.8
Aytaç Durak
Diyarbakır 42.1 57.9
Osman Baydemir
Adapazarı 39.8 60.2
Aziz Duran
İstanbul 38.7 61.3
Kadir Topbaş
Gaziantep 30.1 69.9
Asım Güzelbey
AK Parti 7 bölgede birinci
29 Mart 2004’te yapılan yerel seçimlerde ana muhalefet partisi CHP, Antalya, Gaziantep gibi kalesi sayılan büyükşehirleri AK Parti’ye kaptırmıştı. Seçimlerde DEHAP da hayal kırıklığına uğramıştı. Ankete göre AK Parti, Marmara’da Kırklareli hariç birinci partisi. Kırklareli’nde CHP birinci parti. Ege’de İzmir (CHP) ve Muğla (MHP)’nın dışındaki illerde AK Parti birinci parti. İç Anadolu’nun tamamı AK Parti diyor. İkinci parti MHP. Kıyıları elde eden AK Parti Akdeniz’de de birinci.
Büyükşehir belediyelerinde oy oranları
1. Parti 2. Parti
Kayseri 78.7 AK Parti 11.2 MHP
Konya 73.4 AK Parti 12.8 MHP
Erzurum 67.8 AK Parti 18.1 MHP
Samsun 62.3 AK Parti 23.1 CHP
Antalya 45.2 AK Parti 30.9 CHP
Eskişehir 42.7 AK Parti 41.3 DSP
Kocaeli 51.4 AK Parti 20.3 CHP
Mersin 31.7 AK Parti 30.4 CHP
İzmir 35.6 CHP 32.9 AK Parti
Bursa 48.1 AK Parti 17.7 CHP
Ankara 50.0 AK Parti 28.7 CHP
Adana 38.3 AK PArti 25.7 MHP
Diyarbakır 51.8 DTP 43.0 AK Parti
Adapazarı 57.4 AK Parti 13.1 MHP
İstanbul 42.3 AK Parti 30.9 CHP
Gaziantep 43.6 AK Parti 25.2 CHP
En sevilen bakan Recep Akdağ çıktı
Ankete katılan vatandaşlardan bakanlara da not vermeleri istendi. Ancak bakanların karnesi belediye başkanların karnesi kadar iyi çıkmadı. 24 bakanın tamamının beğenilme oranları yüzde 50’nin altında çıktı. En az beğeniyi Bakan Unakıtan aldı.
Bakanlar Kurulu beğenilme oranları
Beğeniyorum Beğenmiyorum
Recep Akdağ 42.7 51.3
Zafer Çağlayan 42.6 51.4
Mehmet Şimşek 40.8 59.2
Hüseyin Çelik 39.7 60.3
Veysel Eroğlu 37.2 62.8
Cemil Çiçek 36.7 63.3
Kürşad Tüzmen 34.2 65.8
M.Said Yazıcıoğlu 31.7 68.3
Ertuğrul Günay 31.4 68.6
Nimet Çubukçu 30.9 69.1
Ali Babacan 27.7 72.3
Beşir Atalay 26.3 73.7
M.Ali Şahin 25.7 74.3
M.Mehdi Eker 24.4 75.6
Hilmi Güler 21.2 78.8
Nazım Ekren 20.4 79.6
Mehmet Aydın 18.2 81.8
Binali Yıldırım 17.4 82.6
Faruk Çelik 16.9 83.1
Murat Başesgioğlu 16.4 83.6
Hayati Yazıcı 15.9 84.1
M.Vecdi Gönül 15.3 84.7
Faruk Özak 14.1 85.9
Kemal Unakıtan 10.0 90.0
CHP ve MHP’de yıkım görünüyor
Ankethane şirketinin genel müdürü Numan Baktaş araştırmayı star’a değerlendirdi. Baktaş, Türkiye genelinde partilerin oy oranları ve kazanabilecekleri belediye başkanlığı sayısı gözönüne alınırsa seçimlerin ertesinde Türk siyasetinin çok daha hareketli günler yaşayacağı görüşünde. Baktaş ‘CHP’de büyük bir genel başkanlık kavgası yaşanabilir. Oy oranı artmasına rağmen MHP çok az belediye başkanlığı kazanacaktır. MHP tabanı da bunu başarısızlık olarak algılayabilir. AK Parti 15 ‘i büyükşehir olmak üzere 70-71 il belediyesi kazanacak gibi. Bu da hem CHP hem de MHP de büyük bir yıkım getirebilir. DTP ise elindeki mevcut belediyeleri korumaya çalışacaktır’ dedi. Baktaş, Diyarbakır başta olmak üzere bazı doğu illerinde AK Parti ve DTP dışında hiçbir partinin varlığından söz edilemeceğini belirtti. Baktaş, ‘İki partinin oy oranlarına baktığımızda Başbakanın ‘bu illeri kazanacağız’ sözünün çok da idiaalı yada gerçeklik payı az bir söz olmadığı anlaşılıyor’ şeklinde konuştu.

Lisans yerleştirme sınavı LYS

LYS’nin adayların ders düzeyindeki bilgi ve yeteneklerini ölçen ve açıköğretim dışındaki, örgün lisans programlarına yerleştirmede esas alınacak başarı puanını belirleyen sınavlar olacağı ifade edildi.
1-Matematik-Geometri Sınavı (LYS 1),
2-Fen Bilimleri (Fizik, Kimya, Biyoloji) Sınavı (LYS 2),
3-Türk Dili ve Edebiyatı-Coğrafya 1 Sınavı (LYS 3),
4-Sosyal Bilimler (Tarih, Coğrafya 2, Felsefe grubu) Sınavı (LYS 4)
5-Yabancı Dil Sınavı (LYS 5) olmak üzere 5 alanda yapılacağı bildirildi.


Bu sınavlar kapsamında birden fazla dersin yer alması halinde adayın her bir ders için aldığı puanın ayrı ayrı hesaplanacağı vurgulanan açıklamada, LYS’de alınan puanların Matematik-Fen (MF), Türkçe-Matematik (TM), Türkçe-Sosyal (TS), Yabancı Dil (YD) olmak üzere 4 grupta hesaplanacağı kaydedildi.
Açıklamaya göre, MF grubu puan için LYS 1 ve LYS 2, TM Grubu puan için LYS 1 ve LYS 3, TS grubu puan için LYS 3 ve LYS 4, YD grubu puan için sadece LYS 5′e girilmesi zorunlu olacak.
Bunlardan her bir gruba giren puanın hesaplanmasında, ”Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı”ndaki Temel Matematik ve Türkçe testleri belli bir oranda dikkate alınacak. Bu puan türlerinin her birinde ayrıca MF1, MF2, MF3 veya TM1, TM2, TM3 veya TS1, TS2, TS3 veya YD1, YD2, YD3 gibi tasnifler oluşturulabilecek.
Açıklamada, ”2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 45. maddesi hükümleri göz önünde bulundurularak, ‘Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndaki test puanları üzerinden belirli yeterliliklerin aranması, LYS’deki derslere ait testlerin o sınavdaki ağırlıkları, puan türlerindeki testlerin o puan türünün hesaplanmasındaki ağırlıkları, üniversitelerden görüş almak suretiyle puan türlerinin niteliğini ve niceliğini belirleme, aynı yükseköğretim programı için birden fazla puan türü tanımlanması hususları ile yükseköğretime geçiş sisteminin gereksinim duyduğu diğer konular YÖK Genel Kurulu tarafından daha sonraki toplantılarında karara bağlanacak” bilgisine yer verildi.

31 ocak 2009 Resmi gazete

YÜRÜTME VE İDARE BÖLÜMÜ
 
BAKANLAR KURULU KARARI
 
YÖNETMELİK
 
TEBLİĞLER

Uydu yayınından açıköğretim

Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi öğrencilerine yönelik, TRT aracılığıyla uydudan ders yayını yapılması konusunda anlaşmaya varıldı.

TRT ARACILIĞI SÖZ KONUSU
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Zahid Akman, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Fevzi Sürmeli ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanvekili İzzet Özgenç, ders yayınlarının TRT aracılığıyla uydudan yapılması konusunu görüşmek üzere bir araya geldi.

Akman, toplantının ardından RTÜK Toplantı Salonu'nda yaptığı açıklamada, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nin 1.5 milyona yakın öğrencisinin olduğunu, bu öğrencilerin de eğitimlerini ders kitaplarının yanında internet ve televizyon aracılığıyla aldıklarını anımsattı.
Bu konunun ilgililerinin kendilerinin daveti üzerine RTÜK'te bir araya geldiklerini ifade eden Akman, “Bir araya gelerek bu öğrencilerin 1 yıllık eğitimlerinde televizyon yayınlarının nasıl olacağı konusunu konuştular. Biz bu 3 değerli yöneticimizin görüşmelerine ev sahipliği yaptık” dedi.

DERS SÜRESİ AZALTILMASI KONUSU
TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin de TRT'nin daha önce açıköğretim derslerini yayımladığını ancak son çıkarılan kanunda “ücret taleplerinin” yer aldığını söyledi. Şahin, “O konuda küçük bir problem yaşamıştık. Sonra ders sürelerinin azaltılması konusu üniversiteden geldi. Bunu da gözden geçirdik. Ama şu an itibarıyla çok farklı bir noktaya vardık” diye konuştu.

Üniversitenin karasal yayın konusundaki talepleriyle ilgili kendilerine bilgi vereceğini aktaran Şahin, “Ancak yayınların uyduya çıkartılması ve uydudan dağıtılması konusunda biz bir genel mutabakata vardık. Detayları daha sonra teknik düzeydeki arkadaşlar görüşecekler” bilgisini verdi.

Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Sürmeli ise üniversitenin 25 yıldan bu yana verdiği hizmeti daha da yaygınlaştırmayı amaçladığını ifade etti. Açıköğretim Fakültesinin 21 Avrupa ülkesinde öğrencisinin bulunduğunu anlatan Sürmeli, gelecek yıl daha da genişletecekleri bir coğrafyaya uydu kanalıyla derslerini ileteceklerini kaydetti.

“LİSANS VERME İMKANIMIZ YOK”
RTÜK Başkanı Akman, toplantının ardından gazetecilere bilgi verirken, açıköğretim fakültesi öğrencilerinin bugüne kadar karasal yayın aracılığıyla TRT'den derslerini takip ettiklerini söyledi.

Akman, TRT-3'ten Meclis TV yayınının yapıldığı saatler dışında ders yayımının gerçekleştirildiğini, bu nedenle de çok erken ya da geç saatlerde yapılabildiğini belirtti.

Bu durumun öğrencilerin mağduriyetine yol açtığına işaret eden Zahid Akman, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'nin kendilerine lisans başvurusunda bulunduğunu ancak TRT Kanunu'nda, “Açıköğretim fakültesinin eğitimiyle ilgili yayınlar münhasıran TRT tarafından yapılır” diye çok açık bir hükmün yer aldığını ifade etti.

Bu nedenle kendilerinin TRT'nin varlığına rağmen açıköğretim fakültesine lisans verme imkanlarının olmadığını anlatan Akman, şöyle konuştu:

“Zaten karasal yayın lisansı veremiyoruz. Uydu yayın lisansı verecektik. Açıköğretim fakültesinin talebi vardı, TRT'nin de zaman sıkıntısı bulunuyordu. Bir de mevzuat var. O zaman ne yapacağız? TRT Genel Müdürü'nü, YÖK Başkanvekili'ni ve Anadolu Üniversitesi Rektörü'nü bir araya getirip bir yol bulmamız gerekti. Bu konuda da sorunun aşılması için ev sahipliğini ben yaptım. Sorunlar konuşuldu. Şimdi açıköğretim fakültesi TRT'nin buketi içinden uydu yayınına çıkacak. Bu şekilde Türkiye genelinde, tüm Avrupa'da, Türk cumhuriyetlerinde ve KKTC'deki öğrenciler, açıköğretim fakültesinin yayınlarını alabilecekler.

Ben ayrıca, Açıköğretim Fakültesi Rektörüne diğer dijital platformlara girmelerini de önerdim. Bir de TRT-3'te Meclis TV yayın saatleri dışındaki sürelerde son derece kaliteli, etkili, öğrenci olmayanların da faydalanabileceği özel dersler seçilerek o saatlerde karasal yayın da yapabilecek. Yani, bugün çok önemli ve tarihi bir gün. Biz de RTÜK olarak bu mutabakata şahitlik ettik.”

Hazırlık ödeneği kanun teklifi

Meclise Teklif Sunuldu
DSP Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi, her öğretim yılının başında öğretmenlerin aldıkları "öğretim yılına hazırlık ödeneği"nin, Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) tüm personeline ödenmesi için hazırladığı kanun teklifini, TBMM Başkanlığına sundu.

Erçelebi ve arkadaşlarının imzasını taşıyan teklif, Devlet Memurları Kanununda değişiklik yapılmasını öngörüyor.

Kanun teklifi, Milli Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatlarında görev yapan tüm kadrolara, her öğretim yılında bir defaya mahsus olmak üzere ve öğretim yılının başladığı ay içinde öğretim yılına hazırlık ödeneğini verilmesini içeriyor.

usulsüz atamalardan dönüldü

Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından İskenderun Tosçelik Fen Lisesinde boş bulunan müdür yardımcılığı kadrolarına Fen Lisesi Öğretmeni olmayan 2 öğretmenin ataması yapıldı. Bu okulda görev yapan ve sınav kazanan 2 öğretmenin başvuruları ise reddedildi. Konuyla ilgili ataması reddedilen Ali Yıldırım ve Savaş Tiker isimli öğretmenler şikayette bulunmasına karşın Hatay İlköğretim Müfettişleri Başkanlığı yapılan uygulamanın “doğru” olduğu yanıtını verdi. Bu durum üzerine Türk Eğitim-Sen konuyu Milli Eğitim Bakanlığı’na bildirerek atamanın kanunlara aykırı olduğunu bildirdi.

-BAKANLIK ATAMALARI İPTAL ETTİ-

Milli Eğitim Bakanlığı, konuyla ilgili araştırmanın yapılmasından sonra atamaların geri alındığını bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Kemal Köseoğlu ve Cafer Yıldız isimli öğretmenlerin Tosçelik Fen Lisesine müdür yardımcısı olarak atandıkları belirtilerek, “Söz konusu fen lisesi müdür yardımcılıklarına öncelikle ilgili mevzuata göre atanmış olmak kaydıyla bu kurumlarda görev yapan ya da yapmış olan adayların atanması gerektiğinden, bu adaylar dışında yapılan atamaların iptal edilmesi gerektiği mütalaa edilmiştir” kararını verdiği bildirildi.

Bakanlık, Kemal Köseoğlu ve Cafer Yıldız'ın müdür yardımcılığının iptal edilerek yerlerine Savaş Tiker ve Ali Yıldırım’ın müdür yardımcısı olarak atandığını açıklarken Cafer Yıldız’ın Antakya Karlısu Anadolu Öğretmen Lisesi’ne Müdür Yardımcısı olarak, Kemal Köseoğlu’nun ise İskenderun Tosçelik Fen Lisesi’ne Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak atandıklarını duyurdu.

Türk eğitim-sen atamalara 7 dava daha açtı

Türk Eğitim-Sen, Adana’da yapılan 7 ayrı atamanın usulsüz olduğu gerekçesiyle, idari işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Adana Nöbetçi İdari Mahkemesine başvurdu. Sendika, Adana ilinde, il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine atanma şartlarını taşımadığı halde Yüreğir Doğankent Celil Çavuşoğlu İlköğretim Okulu Müdürlüğü görevinden Çukurova İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğüne atanan Kazım Baran’ın, Seyhan Cafer Recai Gizer İlköğretim Okulu Müdürlüğü görevinden Çukurova İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğüne atanan Mustafa Kemal Aras'ın, Sarıçam Kürkçüler İlköğretim Okulu Müdürlüğü görevinden Çukurova İlçe Milli Eğitim Şube Müdürlüğüne atanan Yunus Göngür'ün, Sarıçam Mustafalar İlköğretim Okulu Müdürlüğü görevinden Çukurova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Abdulcelil Turgut'un, Yeşiloba Metal İşleri Müdürlüğünden İl Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Murat Akgül'ün, Barbaros İlköğretim Okulu Müdür Yardımcılığından İl Milli Eğitim Şube Müdürlüğüne atanan Üzeyir Özdoğan'ın ve Mardin Delik İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden Karataş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanan Ömer Yılmaz'ın atanmasına yönelik iş ve işlemlerin iptalini istedi.

-“SİYASİ ÇIKAR UĞRUNA HAK YENİYOR”-

Yapılan bu atamaların eğitim çalışanlarını huzursuz ettiğini belirten sendika, atanma şartlarını taşımasına karşın atamaları yapılmayan çalışanların tamamen siyasi amaçlar uğruna haklarının yenildiğini açıkladı.
Dava dilekçesinde, yapılan atamaların hukuka aykırı olduğu belirtilerek, şube müdürü olarak atanabilmek için adayların şube müdürlüğü sınavını kazanmış olması ve en az lisans düzeyinde eğitim görmüş olması gerektiğine dikkat çekildi. Bu şartları taşısalar bile atanacak kişilerin ilk önce 5. veya 6. eğitim bölgesine atanmaları, bu bölgedeki görev sürelerini tamamladıktan sonra ihtiyaç olması, istemeleri ve istekliler arasında objektif kriterlere göre daha iyi durumda bulunmaları koşuluyla 1. bölge olan Adana iline atanmaları gerektiğinin altı çizildi.

-“MEB, YANGINDAN MAL KAÇIRIRCASINA, ATAMALARI GİZLİCE YAPTI”-

Dava gerekçesinde, Milli Eğitim Bakanlığı’nın gizli olarak bu atamaları yaptığı öne sürülerek, “Davalı idare adeta yangından mal kaçırırcasına, kapalı kapılar ardında, gizlice bu atamaları yapmış ve böylece personel arasında ayrımcılık yapmıştır. Personel arasında ayrımcılık yapılmasının hukuk devleti ile bağdaşmadığı açıktır” denildi.
Dava konusu olan atamaların kariyer ve liyakat ilkelerine de aykırı olduğu savunulan dilekçede, “Açıklanan nedenlerle dava konusu idari işlem açıkça hukuka aykırıdır. Dava konusu işlemin uygulanması durumunda telafisi güç hatta imkansız zararlar doğacağı da açıktır” ifadesine yer verildi.

Tıbbi sekreter taşeron firmalara kızgın

Sağlık Bakanlığı randevulu sistem çağrı merkezine bin 300 kişi alınacak. Görevleri telefon yada web ortamında müracaatları değerledirme yani bir nevi Tıbbi Sekreterlik

Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, Randevulu sistem çağrı merkezinin faaliyete geçmesiyle birlikte bin 300 kişinin istihdam edileceğini belirten Vali Güvenç, bu sayede ildeki işsiz sayısında azalma yaşanacağını ifade etti. Çağrı Merkezi'nde çalışacak personelin diksiyon, hitabet gibi kurslardan geçirileceğine vurgu yapan Vali Güvenç, "Halk Eğitimi Merkezi, üniversite, Erzurum Ticaret Odası ve valilik olarak bin 300 vatandaşımızın çağrı merkezinde istihdam edilebilmesi için meslek içi kurslar düzenleyeceğiz. Bu amaçla 100'er kişilik gruplar halinde vatandaşlarımızı Ankara'ya hizmet içi eğitme göndereceğiz. Eğer talep fazla olursa hukuki zemin içerisinde bu sayıyı belirleyeceğiz. İşsizliğin azaltılmasında önemli bir özelliğe sahip olacak bu merkezin açılışlarına katkılarından dolayı Sağlık Bakanı ve diğer yetkililere teşekkür ediyorum.

Bu işe alıncak bu 1300 kişinin tıbbi sekreterlik okullarından mezun olanların arasından seçilmesi gerektiğine inanıyoruz

Binlerce Tıbbi Sekreter boşta gezerken, kurslarla , eğitimlerle dışarıdan eleman alıp tıbbi sekreter gibi çalıştırılması hakkaniyetten uzaktır

Müfredat programları gereği, tıbbi terminoloji, anatomi, ilk yardım gibi dersleri alan tıbbi sekreterlerin randevulu sistem çağrı merkezinde çalışacak en isabetli personellerdir.




Daha önceki yazımızda Milli Eğitime Bağlı Halk Eğitim Merkezlerinin 1 aylık bir eğitimin ardından Tıbbi Sekreterlik sertifikası verdiğinden habsetmiş ve yapılan bu uygulamanın Sağlık Meslek Lisesi ve Sağlık Yüksek Okulu mezunlarına bir haksızlık yapıldığını vurgulamıştık.

Tıbbi Sekreterleri ilgilendiren bir önemli konu ise bu personelin çalışma alanlarına diplomaya bakılmaksızın çeşitli şirket vs elemanaları alınmaktadır.

Bir hastanede hemşirenin yerine nasıl bir şirket elemanı alınmıyorsa, 112 de att yerine düz lise mezunu alınmıyorsa, hastanelerde tıbbi sekreterlerin yerinede rasgele birileri işe alınmamalıdır.

4 sene lise 2 yılda yüksek okul okuyan ve bu işe 6 yılını veren bir Tıbbi Sekreterin yerine orta okul mezunu birinin o tıbbi sekreterin hak ettiği posizyonu doldurması hakkaniyetten uzaktır.

Serviste hemşire, ambulansta paramedik ihtiyacı olan hastene yada müdürlük, bol miktarda şirket elemanı tıbbi sekreter olduğu için birimlerine tıbbi sekreter istediğinde bulunmuyor dolayısı ile tıbbi sekreter alımaları her zaman olması gerekenin altında kalıyor.

Çözüm önerimiz ise şudur.

Yapılabilirse şirketin tamamen ortadan kaldırılması bu işi sağlık personeli olan tıbbi sekreterlerin yapması, daha makul ve kısa vadede hemen yapılcak bir öneri ise bu şekilde şirket vasıtası ile işe alınanlardan Sağlık Meslek Lisesi yada yüksek okul mezunu olma şartı aranmalıdır. Her önüne gelen tıbbi sekreter olamadığı zaman arz talep sonucunda şirket işçisi dahi olsa diplomalı tıbbi sekrteterlerin değeri artacak ve özel sektörde 2 bin ytl maaş alan bir ameliyat hemşiresi mantığı ile şirketlerde çalışan diplomalı tıbbi sekreterlerin maaşlarınında diğer şirket personelerine göre daha üst seviyede olaması gerçekleştirilebilir.


"TIBBİSEKERETERLİK MADURLARI

BİZLER SAĞLIK MESLEK LİSESİ TIBBİ SEKRETERLİK BÖLÜMÜNÜ 4 YIL OKUDUK.HATTA LİSEDEN SONRA 2 YIL SAĞLIK HİZMETLERİ MYO TIBBİ DÖKÜMANTANTASYON VE SEKRETERLİK BÖLÜMÜNÜ OKUDUK.YANİ TIBBİ SEKRETERLİK BÖLÜMÜNE 6 YIL EMEK VERDİK.ŞİMDİ BAKANLIĞIN ÇIKARDIĞI UYGULAMA İLE BİZİM 6 YILDA ALDIĞIMIZ DİPLOMAYI 1 AYDA ERZURUM VE İZMİRDE AÇILAN HALKEĞİTİM MERKEZLERİNDE VERİYORLAR.15000 ÜZERİNDE ATANAMAYAN BOŞTA TIBBİ SEKRETERLER OLMASINA RAĞMEN BAKANLIK ELİNDEKİ OKUMUŞ DİPLOMASINI ALMIŞ MESLEĞİNE EMEK VERMİŞ MEZUNLARI MADUR EDEREK 1 AYDA BELKİDE KURSA GİTMEDEN DİPLOMA ALACAK VE TIBBİ SEKRETERLİK ADINA HİÇBİRŞEY BİLMEYEN KİŞİLER İŞE SOKULACAK.

SAĞLIK BAKANLINI VE BAKANLIĞIN DİĞER YETKİLİLERİ BUNDAN ÖNCEKİ YAPTIKLARI AÇIKLAMALARINDA ÇAĞRI MERKEZLERİ KURULACAĞINI VE BURALARDA TIBBİ SEKRETERLİK BÖLÜMÜ MEZUNLARININ ÇALIŞTIRILACAĞINI BELİRTMİŞLERDİR.ŞİMDİ İSE ÇAĞRI MERKEZLERİ KURULUYOR VE BURALARDA GERÇEK TIBBİSEKRETERLER YERİNE TORPİLLİ SEKRETERLER İŞE ALINACAKTIR.

AYRICA BÖYLE DIŞARIDAN DİPLOMA ALINA BİLİNİYORSA BİZLERDE ÖĞRETMENLİK – SAĞLIK MEMURLUĞU – HEMŞİRELİK – ACİL TIP TEKNİSYENLİĞİ –RADYOLOJİ –ANASTEZİ –TEKNİSYENLİĞİ DİPLOMASI İSTİYORUZ.

ŞAYET BU SAYDIĞIM DİPLOMALAR VERİLEMİYORSA BİZİMDE MESLEĞİMİZE VE EMEĞİMİZE SAYGI DUYULMASINI İSTİYORUZ.

BİZLER ATAMA BEKLİYORUZ LÜTFEN VERDİĞİNİZ SÖZLERDE DURUN.BİZİM SEÇİM ÖNCESİ SÖZÜMÜZDE DURDUK OY VERDİK SIRA SİZDE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

TIBBİ SEKRETERLER OLARAK BAKANLIĞIMIZDAN GEREKLİ AÇIKLAMALARIN YAPILMASINI İSTİYORUZ."

Bir Tıbbi Sekreterin Mektubu:
"2002 yılı Tıbbi Sekreterlik bölümü mezunuyum. Birçok arkadaşım gibi memur olup paramı kazanmak istiyorum. Ancak tercih yaparak ataması yapılan arkadaşların, yerleştirildiği puanlarla tekrar tekrar tercih yapmaları sebebiyle hala bekliyorum.yerleştirildikleri halde yüksek puan aldıkları için her defasında tercih yapan tıbbi sekreterlere hakkımızı helal etmiyoruz.

ÖSYM puanına göre öğrenciler bir kez yerleşibiliyor, aynı puandan tekrar tercih yapamıyorlar. Yapılan hatanın cezası nasıl ki bir kez veriliyor, alınan başarının ödülüde bir kez verilir diye inanıyorum. Ayrıca Ak Parti "yönetimimiz döneminde torpil olayı olmayacak" demişti. Bu sözü Sayın Başbakanımız söylediği için itimat ettim. Ancak şu anda devlet memuru olarak hastanede çalışmaktan ümidimi kestim. En azından hastanede bulunan taşeron firmada işe girmek istedim. Ordu ilinde ismini veremeyeceğim bir devlet hastanesinden bilgi istedim. İhale yapıldıktan sonra denildi. Ancak ihale sonuçlanmadan Tıbbi sekreter alım listesi tamamlandı. Alınan sekreterlerin tek ortak yönü, MİLLET VEKİLLERNDEN tanıdıklarının olmasıydı.

Şimdik soruyorum size Sayın Sağlık Bakanım;

Madem Tıbbi sekreterlik görevini lise mezunu tıbbi terminoloji ve yazışma tekniklerini bilmeyen, Ankara'dan torpili olan kişiler yapacaktı; neden devlet ve sağlık bakanlığı Tıbbi sekreterlik Bölümünün açılmasına izin vererek, 4 yılımı sağlık meslek lisesinde, 2 yılımı da önlisansta okuyup bir çok arkadaşım gibi 6 yılımı kaybetmeme sebep oldu.

Ayrıca ERZURUM ve İZMİR'de acılan halk eğitim merkezlerinde kursiyerlere birkaç aylık eğitimle diplama verilip yarimize hastanelerde çalışacaklarmış.

Ben ve benim gibi tıbbi sekreter arkadaşlar 6 yılımızı verdiğimiz mesleğimiz bu kadar kolay öğreniliyor madem bizde birkaç aylık eğitimle hemşire ve sağlık memuru olmak istiyoruz."


TIBBI SEKRETERLERİN MAĞDURİYETİ
SAĞLIK BAKANLIĞI
PERSONEL ŞUBE MÜGÜRLÜĞÜNE
ANKARA
Sağlık bakanlığına bağlı Sağlık Meslek Lisesi Tıbbı sekreterlik bölümü mezunuyum. Hastaneler tıbbı sekreterlik hizmetini satın alma yoluyla taşerondan yürütmektedir. Hastanelerin Tıbbı sekretere ihtiyacı olmasına rağmen Sağlık Bakanlığı atamayı kurumların ihtiyacına göre yaptığı için kurum hiç bir zaman taşerondan çalışan tıbbı sekreter olduğu sürece bakanlıktan böyle bir kadroya ihtiyacımız var şeklinde talep etmeyecektir. Buda tıbbı sekreterlerin atanma şansını azaltmaktadır. Ayrıca Sağlık Meslek Lisesi Tıbbı sekreterlik bölümü ile Tıbbı dokümantasyon ve sekreterlik bölümü mezunlarının olması gereken sağlık hizmetlerinde bu iş için eğitim almamış bilgisayar sertifikası olan personel çalışmaktadır. Bilgisayar sertifikası olan bu işi yapabilecekse biz niye 4 yıl Sağlık Meslek Lisesi ile 2 yıl üst bölümü olan tıbbı dokümantasyon ve sekreterlik bölümlerini okuduk. Şimdide tıbbı sekreterlik kursları açılarak verilen tıbbı sekreterlik belgesi ile hastanelere iş için başvuru yapılmaktadır. Sayın bakanım bu konuda yetişmiş binlerce mezun boşta dururken tek sertifika ile bu işin yürütülmesi tıbbı sekreterlerin belini bükerek atanmasını engellemektedir. Sağlık kurumlarının tıbbı sekreterlere olan ihtiyacının bu şekilde kapatılmasının haksızlık olduğunu düşünerek gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.

Şehit ailelerine ek ödeme yapılacak

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 3 Şubat'ta, 2008 yılı için ek öde-meye müstahak harp malulü, şehit dul ve yetimleri ile vazife malullerine yaklaşık 46 milyon lira ödeme yapılacağını bildirdi.Bu kapsamda birinci derece malullere 2.140,20.TL, ikinci derece malullere ise 1.926,18.TL ödenecek..

SGK'dan yapılan açıklamada, harp malulü, şehit dul ve yetimleri ile vazife malullerine ödenecek ek ödeme miktarları belirtildi. İlgili mevzuat hükümleri gereği 3 Şubat'ta, 2008 yılı için ek ödemeye müstahak 38 bin 929 kişiye, 45 milyon 969 bin lira ek ödeme yapılacağı bildirilen açıklamada, ek ödemelerin, aylık alınan banka hesapları ve PTT merkezleri aracılığıyla ödeneceği kaydedildi.

Sağlık bakanlığından kürtçe reklam

Sağlık Bakanlığı, pnömokok (zatürre) aşısının ulusal aşı takvimine alınmasıyla ilgili başlattığı kampanya çerçevesinde TRT Şeş için Kürtçe tanıtım filmi hazırladı.
Aşılamanın toplum sağlığı açısından çok önemli olduğuna dikkat çeken Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere Orta Anadolu'nun bazı bölgeleri ve Karadeniz'in doğusundaki bazı bölgelerde aşılama oranlarının geçmiş yıllarda çok düşük olduğunu belirtti.
Bakan Akdağ, "Yüzde 40'ların altında aşılama oranı olan yerler vardı. Bu bir felakettir. 2000'li yıllarda böyle bir şeyi kabul etmek mümkün değil. 2008 itibariyle aşılama oranlarında yüzde 96'lara ulaşıldı. Oranların en düşük olduğu yerlerde bile yüzde 90'ın üzerinde oranlar elde edildi." dedi.
Bakanlık, ulusal aşı takvimine ilave ettiği Zatürre aşısının da geniş halk kitlelerince bilinmesini sağlamak için Türkçe reklam filminin yanı sıra TRT Şeş için de hazırlık yaptı. Bu çerçevede TRT Şeş'te yayınlanacak reklam için Kürtçe dublajı yapıldı.

TRT 6'da zatürre aşısı ile ilgili reklam filmi ile bölge halkı aşı konusunda bilgilendirilecek.
iş başvuruları

Yüksek lisans ve doktora : Ahi evran üniversitesi

Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünün aşağıda belirtilen Yüksek Lisans programlarına 2008-2009 Öğretim yılı ikinci yarıyılında (Bahar Yarıyılı) Yüksek Lisans öğrencileri alınacaktır. Anabilim Dalları, kontenjanlar, başvuru şartları, istenen belgeler, mülakat tarihi ve diğer açıklayıcı bilgiler aşağıdadır.

BAŞVURU TARİHLERİ Başvurular 02-04 Şubat 2009 tarihleri arasında Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne şahsen yapılacaktır. Posta ile başvuru kabul edilmeyecektir.
BAŞVURU YERİ Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü, Ahi Evran Üniversitesi Merkez Yerleşkesi B blok 3. Kat/ Kırşehir
MÜLAKATA HAK KAZANAN ADAYLARIN İLANI 06 Şubat 2009 Mülakata girmeye hak kazanan öğrenci listesinin ilanı (Sonuçlar Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’nde ilan edilecek, ayrıca www.ahievran.edu.tr adresinde duyurulacaktır.)
MÜLAKAT YERİ Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü (Salonlar mülakata girecek aday listesi ile birlikte ayrıca ilan edilecektir)
MÜLAKAT TARİHİ 09 Şubat 2009, Saat 10.00
SONUÇLARIN İLANI 10 Şubat 2009 (Sonuçlar Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’nde ilan edilecek, ayrıca www.ahievran.edu.tr adresinde duyurulacaktır.)
KESİN KAYIT TARİHLERİ 11-12 Şubat 2009 tarihlerinde mesai saatleri içerisinde kayıt yapılacaktır.
YEDEK KAYIT 13 Şubat 2009 tarihinde kayıt yaptırmayan öğrencilerin yerine, yedek öğrenci listesinden boş kalan öğrenci sayısı kadar ve yedekteki sırası dikkate alınarak kayıt yapılacaktır.
ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS ALES PUAN TÜRÜ AÇIKLAMA
Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı 10 SÖZEL Türk Dili ve Edebiyatı, Çağdaş Türk Lehçeleri, Türk Halk Bilimi veya Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü mezunları başvurabilir.
Tarih Anabilim Dalı 10 SÖZEL Tarih Bölümü veya Tarih Öğretmenliği Bölümü mezunları başvurabilir.
Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı 10 SÖZEL/ SAYISAL/ EŞİT A. Eğitim Fakülteleri, Beden Eğitimi Öğretmenliği veya Fen Edebiyat Fakültesi (*) mezunları başvurabilir.
İlköğretim Anabilim Dalı Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 10 SÖZEL Sosyal Bilgiler Öğretmenliği mezunları başvurabilir.
İlköğretim Anabilim Dalı Sınıf Öğretmenliği 10 EŞİT AĞIRLIK Sınıf Öğretmenliği mezunları başvurabilir.

(*) Orta Öğretim Alan Öğretmenliğinde Tezsiz Yüksek Lisans Yapanlar


BAŞVURULARDA ARANACAK ŞARTLAR

Başvuracak adayların bir lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Lisans öğreniminin yurt dışında tamamlanmış olması durumunda ayrıca Yükseköğretim Kurulunca verilmiş denklik belgesi aranır.

ALES’ten başvurduğu programın puan türünde en az 55 puan almış olmaları gerekmektedir. Yükseköğretim Kurulu tarafından ALES 55 taban puanına karşılık gösterilen GMAT, GRE veya benzeri diğer sınav sonuçları da kabul edilir.

Başvuran adaylardan mülakata alınacaklar; program için ilan edilen kontenjanın üç katı ile sınırlandırılır. Adaylar, ALES puanlarının % 50’si, lisans mezuniyet notunun % 10’u ve varsa yabancı dil sınavından aldıkları puanların % 15’inin toplamı ile bulunacak puanları, en yüksek puandan başlayarak, kontenjanın üç katına kadar sıralanır. Yabancı dil belgesi bulunmayan adayların, yabancı dil puanı sıfır (0) kabul edilerek hesaplama yapılır.


BAŞVURU SIRASINDA İSTENECEK BELGELER

Aday tarafından doldurulacak başvuru dosyası (Enstitüden sağlanır.)

Nüfus cüzdanını fotokopisi

Yeni tarihli ikametgâh belgesi

Diploma veya Geçici Mezuniyet Belgesinin onaylı örneği

Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar için ayrıca, Yüksek Öğretim Kurulu’ndan alınan denklik belgesi

Aslı ibraz edilmek şartıyla not döküm belgesi fotokopisi (Transkript)

Not döküm belgeleri 4’lük sisteme göre hazırlanmış adayların, mezun oldukları üniversiteden alacakları 100’lük sisteme çevrilmiş mezuniyet notlarını gösteren belgeyi başvuru dosyasına eklemeleri gerekmektedir. Belge ibraz etmeyenlerin çevrim işlemi YÖK eşdeğerlilik tablosu esas alınarak yapılır

Aslı ibraz edilmek şartıyla ALES sonuç belgesi fotokopisi

2 adet vesikalık fotoğraf (Fotoğraflar, kılık kıyafet genelgelerine uygun olacaktır)

Başvurular Enstitü Müdürlüğüne şahsen yapılacaktır. Posta ile başvurular kabul edilmeyecektir.


KESİN KAYIT ESNASINDA İSTENECEK BELGELER

Lisans Diploması veya Geçici Mezuniyet Belgesi aslı

ALES sonuç belgesi aslı

Not döküm belgesi aslı(Transkript)

Erkek öğrenci adaylarından, ilgili askerlik şubesinden alınacak “yüksek lisans yapmak üzere bir enstitüye kaydolmasında askerlik açısından bir sakınca bulunmamaktadır” ibaresini taşıyan yeni tarihli bir belge, askerlik görevini tamamlayan adaylardan ise durumlarını gösterir belge istenir. Bakaya durumunda olan ve mahkemesi devam eden adayların kayıtları yapılmaz.

6 adet vesikalık fotoğraf, (Fotoğraflar, kılık kıyafet genelgelerine uygun olacaktır)

Harç ücretinin yatırıldığına dair banka dekontu


DEĞERLENDİRME

Giriş sınavı başarı notunun hesaplanmasında; lisans mezuniyet notuna %10, ALES puanına %50, yabancı dil puanına %15, mülakat sonucuna %25 ağırlık verilir. Mülakat puanı tam puanın % 50’sinin altında olan adaylar başarısız sayılır. Kontenjanlar, giriş sınavı başarı notu en yüksek olan öğrenciden başlanmak suretiyle doldurulur. Giriş sınavı başarı notlarının eşit olması halinde; sırasıyla ALES, lisans mezuniyet notu, mülakat notu yüksek olan adaya öncelik tanınır.








Ahi Evran Üniversitesi Rektörlüğünden;

Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünün aşağıda belirtilen Yüksek Lisans programlarına 2008�2009 Öğretim yılı ikinci yarıyılında (Bahar Yarıyılı) Yüksek Lisans öğrencileri alınacaktır. Anabilim Dalları, kontenjanlar, başvuru şartları, istenen belgeler, mülakat tarihi ve diğer açıklayıcı bilgiler aşağıdadır.

BAŞVURU TARİHLERİ Başvurular 02-04 Şubat 2009 tarihleri arasında Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’ne şahsen yapılacaktır. Posta ile başvuru kabul edilmeyecektir.
BAŞVURU YERİ Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü, Ahi Evran Üniversitesi Merkez Yerleşkesi B blok 3. Kat/ Kırşehir
MÜLAKATA GİRMEYE HAK KAZANANLARIN İLANI 06 Şubat 2009 Mülakata girmeye hak kazanan öğrenci listesinin ilanı (Sonuçlar Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’nde ilan edilecek, ayrıca www.ahievran.edu.tr adresinde duyurulacaktır.)
MÜLAKAT YERİ Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü(Salonlar mülakata girecek aday listesi ile birlikte ayrıca ilan edilecektir)
MÜLAKAT TARİHİ 09 Şubat 2009, Saat 10.00
SONUÇLARIN İLANI 10 Şubat 2009 Sonuçlar Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü’nde ilan edilecek, ayrıca www.ahievran.edu.tr adresinde duyurulacaktır.
KESİN KAYIT TARİHLERİ 11-12 Şubat 2009 tarihlerinde mesai saatleri içerisinde kayıt yapılacaktır.
YEDEK KAYIT 13 Şubat 2009 tarihinde kayıt yaptırmayan öğrencilerin yerine, yedek öğrenci listesinden boş kalan öğrenci sayısı kadar ve yedekteki sırası dikkate alınarak kayıt yapılacaktır.
ANABİLİM DALI TEZLİ YÜKSEK LİSANS ALES PUAN TÜRÜ AÇIKLAMA
Fizik Anabilim Dalı 10 SAYISAL İlgili bölüm mezunu olmak
Biyoloji Anabilim Dalı 10 SAYISAL İlgili bölüm mezunu olmak
Matematik Anabilim Dalı 10 SAYISAL İlgili bölüm mezunu olmak
İlköğretim Anabilim Dalı Fen Bilgisi Eğitimi 10 SAYISAL İlgili bölüm mezunu olmak

BAŞVURULARDA ARANACAK ŞARTLAR

Başvuracak adayların bir lisans diplomasına sahip olmaları gerekir. Lisans öğreniminin yurt dışında tamamlanmış olması durumunda ayrıca Yükseköğretim Kurulunca verilmiş denklik belgesi aranır.

ALES’ten başvurduğu programın puan türünde en az 55 puan almış olmaları gerekmektedir. Yükseköğretim Kurulu tarafından ALES 55 taban puanına karşılık gösterilen GMAT, GRE veya benzeri diğer sınav sonuçları da kabul edilir.

Başvuran adaylardan mülakata alınacaklar; program için ilan edilen kontenjanın üç katı ile sınırlandırılır. Adaylar, ALES puanlarının % 50’si, lisans mezuniyet notunun % 10’u ve varsa yabancı dil sınavından aldıkları puanların % 15’inin toplamı ile bulunacak puanları, en yüksek puandan başlayarak, kontenjanın üç katına kadar sıralanır. Yabancı dil belgesi bulunmayan adayların, yabancı dil puanı sıfır (0) kabul edilerek hesaplama yapılır.


BAŞVURU SIRASINDA İSTENECEK BELGELER

Aday tarafından doldurulacak başvuru dosyası (Enstitüden sağlanır.)

Nüfus cüzdanını fotokopisi

Yeni tarihli ikametgâh belgesi

Diploma veya Geçici Mezuniyet Belgesinin onaylı örneği

Yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar için ayrıca, Yüksek Öğretim Kurulu’ndan alınan denklik belgesi

Aslı ibraz edilmek şartıyla not döküm belgesi fotokopisi (Transkript)

Not döküm belgeleri 4’lük sisteme göre hazırlanmış adayların, mezun oldukları üniversiteden alacakları 100’lük sisteme çevrilmiş mezuniyet notlarını gösteren belgeyi başvuru dosyasına eklemeleri gerekmektedir. Belge ibraz etmeyenlerin çevrim işlemi YÖK eşdeğerlilik tablosu esas alınarak yapılır

Aslı ibraz edilmek şartıyla ALES sonuç belgesi fotokopisi

2 adet vesikalık fotoğraf (Fotoğraflar, kılık kıyafet genelgelerine uygun olacaktır)

Başvurular Enstitü Müdürlüğüne şahsen yapılacaktır. Posta ile başvurular kabul edilmeyecektir.


KESİN KAYIT ESNASINDA İSTENECEK BELGELER

Lisans Diploması veya Geçici Mezuniyet Belgesi aslı

ALES sonuç belgesi aslı

Not döküm belgesi aslı(Transkript)

Erkek öğrenci adaylarından, ilgili askerlik şubesinden alınacak “yüksek lisans yapmak üzere bir enstitüye kaydolmasında askerlik açısından bir sakınca bulunmamaktadır” ibaresini taşıyan yeni tarihli bir belge, askerlik görevini tamamlayan adaylardan ise durumlarını gösterir belge istenir. Bakaya durumunda olan ve mahkemesi devam eden adayların kayıtları yapılmaz.

6 adet vesikalık fotoğraf, (Fotoğraflar, kılık kıyafet genelgelerine uygun olacaktır)

Harç ücretinin yatırıldığına dair banka dekontu


DEĞERLENDİRME

Giriş sınavı başarı notunun hesaplanmasında; lisans mezuniyet notuna %10, ALES puanına %50, yabancı dil puanına %15, mülakat sonucuna %25 ağırlık verilir. Mülakat puanı tam puanın % 50’sinin altında olan adaylar başarısız sayılır. Kontenjanlar, giriş sınavı başarı notu en yüksek olan öğrenciden başlanmak suretiyle doldurulur. Giriş sınavı başarı notlarının eşit olması halinde; sırasıyla ALES, lisans mezuniyet notu, mülakat notu yüksek olan adaya öncelik tanınır.

Teknik öğretmen ünvan istiyor



İlgili aramalar:

Teknik öğretmenlerin yaşadığı sıkıntılar hakkında bilgi veren Yılmaz Çakış, teknik öğretmenlerin en büyük sorununun, unvan sorunu olduğunu söyledi. Teknik eğitim fakültelerinden mezun olanların ancak yüzde 3'ü gibi çok küçük bir kısmının öğretmen olarak atanabildiğini dile getiren Çakış, geri kalan öğretmenlerin açıkta kaldığını, bu kişiler için Milli Eğitim dışında istihdamının mümkün olmadığını dile getirdi.
Öğretmenlerin 4 yıllık lisans eğitimi süresince uygulamalı eğitimin yanında, kendi alanlarında mühendislik fakültelerinin müfredatlarının yüzde 85'inden fazlasını ders olarak gördüğünü dile getiren Çakış, "Teknik öğretmenler, sanayi ve endüstride karşılığını bulacak bir unvanları olmadığından dışarıda mesleğini icra ederek çalışma imkanı da bulamamaktadır. Bir işletmeye, teknik eleman olarak çalışmak için başvuran bir teknik öğretmenin, unvansızlık problemi yüzünden kapılar yüzüne kapanmaktadır" dedi.
Teknik öğretmenlerin genel sorunlarının çözümü yanında, Batı'da da karşılığı olan ve en doğal hakları olan "teknoloji mühendisi" unvanını alabilmeleri konusunda yasal zeminde çalışmaların yapılmasını beklediklerini kaydeden Çakış, "Teknik eğitim fakültelerinin teknoloji fakültelerine dönüştürülmesi, mezunlarının da 'teknoloji mühendisi' olarak mezun olmaları konusunda YÖK'te çalışmalar son aşamasına gelmiştir" diye konuştu. Çakış, teknik öğretmenin yapısının bilinmesinin gerektiğini de sözlerine ekledi.

Veliler fişleniyormu ?

Okullar tarafından öğrenci velilerine gönderilen "e-okul için öğrenci bilgileri" başlıklı yazıda, "2007-2008 Eğitim ve Öğretim yılı sonunda tüm Türkiye’de öğrenci bilgileri, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan ve geliştirilen e-okul sistemine aktarılmaktadır" denilerek şunlar talep ediliyor: Öğrencinin ve anne-babasının kimlik bilgilerinin yanı sıra, öğrencinin ve anne-babasının sağlık bilgileri, öğrencinin dininin ne olduğuna ilişkin bilgiler, anne-babanın medeni durumuna, anne ve babanın üye olduğu sosyal ve kültürel dernekler, sivil toplum örgütlerine ilişkin bilgiler.

HASSAS VERİLER
Söz konusu formda, öğrencinin geçirdiği ameliyat çeşitleri (apandist, fıtık, göz, kalp, diğer), kullandığı cihazlar (görsel, işitsel, ortopedik, diğer), geçirdiği hastalıklar (çocuk felci, sara, menenjit, havale, diğer), sürekli hastalıkları (alzheimer, astım, böbrek yetmezliği, felç, hepatit, kalp, kanser, parkinson, sara, siroz, şeker, tansiyon, verem, diğer), sürekli kullandığı ilaç (astım, kalp, sara, şeker, diğer) ve dinine ilişkin bilgiler (Budist, Hıristiyan, İslam, Musevi, diğer) isteniyor.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın e-Okul sistemi için istediği bilgileri Eğitim-Sen Genel Başkanı Zübeyde Kılıç ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Leyla Keser Berber NTVMSNBC’ye değerlendirdi.

Zübeyde Kılıç (Eğitim-Sen Genel Başkanı):

RESMEN BİR FİŞLEME ÖRNEĞİ
Uygulamanın, sadece veliye öğrenciyle ilgili gerekli olan bilgileri ulaştırması veya okul tarafından veliyle ilgili eğitim-öğretim açısından gerekli bilgilere anında ulaşılabilmesini amaçlaması gerekiyor. Fakat bu örnek resmen bir fişleme örneği. Birçok kurumda rastlanan, açıkça fişleme örneği.
iş ilanları
BELİRLİ BİR NİYETE HİZMET EDEN UYGULAMALAR
Veliler çok açık ve rahat davaranarak bu bilgileri verdiğinde, velilerin ve öğrencilerin fişlenmesine neden olacak. Ayrıca bu bilgileri alan ve değerlendiren öğretmenlerin, velilerin üye oldukları bu kurumları baz alarak öğrenciye karşı tavır ve davranışlarını farklılaştırması gibi sonuçlara yol açabilecektir. Bu açıdan problemlidir. Bu tür soruların kesinlikle bu tür formlarda olmaması gerekir. Bunlar amaçlı ve belirli bir niyete hizmet eden uygulamalardır.

AMAÇ DIŞINA SAPMIŞ
Genel anlamda bir e-okul uygulaması var fakat hazırlanan özel soruların formatlarını, içindeki bilgileri, içeriklerini okullar kendilerine göre de değiştirebiliyorlar. Onlar bunu zenginleştirme, farklılaştırma anlamında düşünüyorlar ama bu noktada tek standart üzerinden gidebileceğimiz bir uygulama yok. Ancak görülüyor ki, bu uygulama amaç dışına sapmış. Uygulama problemli ve e-okul uygulamasının amaç ve hedeflerini aşan bir durum.

BİZE DE ŞİKAYETLER GELDİ
Direkt e-okul uygulaması kapsamında olmasa bile o bağlamda gösterilerek özellikle ekonomik durumları iyi olmayan öğrencilerin bizzat evdeki tek tek ihtiyaçlarına kadar öğreniliyor. Öğrencinin ekonomik durumunun iyi olup olmadığı tespit edilebilir ama özel gerekli araç-gereç ve ihtiyaç noktasındaki bir tespit çok fazla ayrıntılı değerlendirilmez. Daha çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde belediyeler üzerinden yardım aktarma noktasında kullanıldığına dair bize de şikayetler ve bilgiler geldi.

HUKUKSAL VE ÖRGÜTSEL SÜRECİ İŞLETECEĞİZ
Türkiye’nin tarihsel sürecini incelediğimizde fişlemenin insanlar açısından yarattığı sonuçları hep birlikte izliyoruz. Bu daha da özel bir durum olduğu için mutlaka bizim tarafımızdan da değerlendirmeye alınacak. Gerekli hukuksal ve örgütsel süreci işleteceğiz.

Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Leyla Keser Berber ise "Milli Eğitim Bakanlığı gibi bundan sonra başka kurum veya kuruluşların yapacağı bu tür talepler karşısında daha dikkatli olalım" uyarısında bulundu. Berber, e-devlet projesi ve hassas bilgilerin paylaşılmasıyla konusunda önemli bilgiler verdi:

Yrd. Doç. Dr. Leyla Keser Berber (Bilgi Üni. Öğretim Üyesi):

MAHREM BİLGİLERDE CİMRİ DAVRANALIM
Verilerimizle mahrem kalma hakkına sahip olduğumuzu unutmayalım. Milli Eğitim Bakanlığı gibi bundan sonra başka kurum veya kuruluşların yapacağı bu tür talepler karşısında daha dikkatli olalım. Devlete karşı "anonim" olarak yaşamamızı sağlayacak bu veri katogorilerini paylaşmakta oldukça cimri davranalım. Hassas veya özel niteliği olan verilerinizi açık ve yazılı rızanız ve yasaların belirlediği hukuka uygunluk sebeplerinden biri olmadan hiç bir kişi, kurum, kuruluş veya şirket talep edemez.

JANDARMA DA TALEP ETMİŞTİ!
Jandarma, suçun önlenmesi, suçla proaktif mücadele gibi amaçlarla Meclis Alt Komisyonuna verdiği bir dilekçe ile özel niteliği olan kişisel verilere ilişkin 7. Maddenin de, 22. Maddedede sayılan hükümler arasına eklenmesini ve istisnaların kapsamının genişletilmesini talep etmişti ve herkesin tepkisini çekmişti.

Ancak aynı hassas verilerin bir bölümünü Milli Eğitim Bakanlığı’nın e-Okul Projesi çerçevesinde talep etmesi, konunun "hassasiyeti" hakkında bilgisi olmayan birçok velinin de hiçbir sakınca görmeden bu bilgileri öğrencinin okulu aracılığıyla Milli Eğitim Bakanlığı’na vermiş olmaları ve Bakanlığın bu yolla birçok kişinin hassas verilerini elde etmiş olması, Jandarma’nın talep yazısından daha çok tepki gösterilmesi gereken bir durumdur.

Çünkü e-Okul Projesinde şu an Bakanlık somut olarak kişilerin sağlık verileri ve dini görüş ve inanışlarına, üyesi oldukları dernekler ve sivil toplum örgütlerine ilişkin bilgileri elde etmiş durumdadır. Bu bilgiler kullanılarak ilgili öğrenci ve aile bireylerine ilişkin olarak profil çıkartılması son derece kolaydır. Herkesin tepki göstermesi gereken bir durum sözkonusu.

VERİLER VE ÖZELLİKLERİ
Hassas veya Özel Niteliği Olan Kişisel Veriler, kişilerin ırk, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep veya diğer inançları, dernek, vakıf ve sendika üyeliği, sağlık ve özel yaşamları ve her türlü mahkumiyetleri ile ilgili kişisel verilerdir ve bu veriler açıklandıkları takdirde birey bakımından ayrımcılık tehlikesini bünyesinde barındırdığı için hukuk düzenleri ve özel olarak veri koruma yasaları tarafından sıkı kurallarla korunmaktadırlar. Dolayısıyla hasas veriler bakımından kural: Kesin İşlem Yasağı’dır. Avrupa Birliği’nin 95/46 Sayılı Veri Koruması Direktifi’nde yer alan ilkeler ile Türk Hukukunda önemli Anayasal ilkelerden olan özel yaşamın gizliliği ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin aynı ilkeyi vurgulayan 8 maddesi de, kişisel verilerin korunmasında dikkate alınması gereken temel hükümlerdir.
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) "Kişisel Verilerin Kaydedilmesi" kenar başlıklı 135. maddesinin 2. fıkrası hukuka aykırı olarak hassas verilerin işlenmesini suç saymıştır.

KİŞİSEL VERİLERİN KAYDEDİLMESİ
Madde 135 - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

NEDEN E-DEVLET TÜRKİYE PROJESİ?
2006 tarihli Bilgi Toplumu Strateji Raporu ve Raporun eki Eylem Planında sorumlu olarak gösterilen kamu kurumları tarafından gerçekleştirilecek e-devlet projelerinin temel hedefi, devlet tarafından vatandaşa sunulan hizmetlerin tek noktadan (e-devlet ana kapısı) vatandaşın kullanımına açılması, bu sayede bürokrasinin azaltılması, zaman ve masraflardan tasarruf edilmesidir. Bir yandan bu hedefler gerçekleştirilirken öte yandan gözönünde bulundurulması gereken diğer önemli bir nokta da, bu projelerin kamudaki gerek yapılacak yatırımlar, gerek toplanacak bilgiler bakımından mükerrerliği de önlemesidir. Bir kamu kurumunun gerçekleştirdiği proje ve bu kapsamda topladığı bilgiler, gerekli olduğu ölçüde diğer kamu kurumları tarafından da kullanılabilmelidir. Ancak; gerek bu bilgilerin toplanmasında gerek paylaşımında kişisel verilerin gizliliği ve korunmasına ilişkin ulusal ve uluslararası ilkelere ve yasal düzenlemelere mutlaka sadık kalınmalıdır.

MERNİS PROJESİ VE SAĞLIK.NET NE İŞE YARIYOR?
Tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının kimlik numaraları ile kayıtlı oldukları ve nüfus bilgilerini barındıran MERNİS Projesi, kamu kurumları tarafından kimlik bilgilerine ihtiyaç duyulduğunda ortak bir veri tabanı olarak hizmet etmek üzere tasarlanmış ve hayata geçmiştir. Dolayısıyla öğrenci kimlik bilgileri zaten bir şekilde Milli Eğitim Bakanlığı’nda mevcutken ve öğrencinin T.C. kimlik numarası üzerinden velilerin de kimlik bilgilerine erişmek mümkün iken, bu bilgilerin tekrar sahadan toplanmaya çalışılıp vakit kaybedilmesinin ve mükerrerliğin bir anlamı yok.

HUKUKA AYKIRI
Çocuğa ve aile bireylerine ilişkin kişisel sağlık bilgileri bakımından da Sağlık Bakanlığı’nın Sağlık.NET projesi dururken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın sahadan e-okul projesi gerekçesiyle bilgi toplaması hukuka aykırıdır. Burada özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nın talep ettiği sağlık verileri bakımından bir görev de Sağlık Bakanlığı’na düşmektedir. Sağlık Bakanlığı’nın e-Okul Projesi ve bu çerçevede Milli Eğitim Bakanlığı’nda yürütülen çalışmalara müdahil olması ve doğrudan Sağlık Bakanlığı’nın yetkisindeki bu konuya ilişkin olarak ilgili tüm tarafları bilgilendirmesi gerekmektedir. Bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı işi, yarın başka bir kurumu da yapabilecek ve sağlık verilerimizi Sağlık Bakanlığı’nın bilgisi dışında başka kurumlar veya Google’da tutabilecektir, internetteki bu konuda hizmet veren herhangi bir web sayfası da!

VATANDAŞLARIN HABERDAR EDİLMESİ GEREKİR
Kişisel Verilerin Korunması hakkında toplumdaki bilgi eksikliği de bu tür uygulamaların sonuca ulaşmasını ne yazık ki kolaylaştırıyor. E-Vatandaş, e-devlet, bilgi toplumu gibi kavramlardam dem vurduğumuz bu yıllarda, bu yeni düzende bireylere haklarını, yeni uygulamaları ve bu hakları nasıl kullanacaklarını e-Devlet çalışmaları çerçevesinde anlatmamız kaçınılmaz. Burada kamuoyunun bilgilendirilmesi noktasında sorumluluk hem söz konusu e-Devlet Projesini yürüten ilgili kamu kurumuna hem de e-Dönüşüm Türkiye Projeisni Koordine eden Devlet Planlama Teşlikatı’na aittir. Ülkede yaşayan herkesin hayatını bu derece yakın ve temelden etkileyecek birçok çalışma yapılırken, eş zamanlı olarak bunlardan vatandaşların da haberdar edilmesi gerekir.

Nihat genç : Tayyip Erdoğan islam dünyasının yeni lideri

Daha önce Başbakan Erdoğan’ı yerden yere vuran Nihat Genç, dün akşam Başbakan Erdoğan’ın Davos’taki restini Sky Türk’ün canlı yayınında yorumladı..

İşte Genç’in konuşmasındaki o bölüm:

“Şok Şok Şok.. Heyecan içindeyim. Titriyorum. Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Dünya medyası önünde İsrail’e karşı bu denli açık, net ve samimi bir şekilde meydan okuyan bir başka liderle tanışmadık.

Bu açıdan yarından itibaren, Türkiye’de iç politika dengeleri bence çok önemli bi şekilde değişmiştir.

Bu konuşmayla Ortadoğu’daki dengeler tamamıyla değişmiştir. Ve bundan sonra İslam dünyasının liderliği Tayyip Erdoğan’ın eline geçmiştir.

Yarından itibaren bir çok dünya gazetesi Erdoğan’a Saddam muamelesi yapmaya başlayacaktır. Türkiye’de en zor duruma düşenler liberaller olacaktır.

Çok heyecanlı bir konuşmaydı. Erdoğan bence ortaokuldan bu yana biriktirdiği bütün söylemleri dile getirdi. Ancak şüphesi daha ince bir dil kullanması gerekirdi. Daha ifadeli, daha açık ve daha ince..

O lafları Peres’e Türk medyasının aydınlarının yapmasını beklerdim. Türk medyası, Türk aydınları bu lafları söylemediği için bu laflar Başbakanımıza düşmüştür. Yazarları, medyası görev yapmayın bütün bu yükü başbakanımız üstüne almıştır..”

Yabancı okullar sınavı kaldırılıyor

Milli Eğitim Bakanlığı'nın Amerikan, Fransız, Alman, Avusturya ve İtalyan
okullarına tanıdığı merkezi sistemle sınav yapma hakkı kaldırıldı. Bu yıl ilk ve
son kez yapılacak olan sınav seneye yapılmayacak. Türk okullarının itirazı üzerine Danıştay'da süren davadan, Anayasa'nın eşitlik ilkelerine aykırı olduğu
gerekçesiyle iptal kararı çıkması bekleniyor. Danıştay'dan iptal kararı çıkarsa
yabancı okullar bu yıl da sınav yapamayacak.

İMF isteği : Memura zam yapma!!!

İmf ile sıkıntıda olduğumuz şu günlerde en çok tepki çeken "memura zam yapma" isteği oldu.

IMF ile görüşmeler Başbakan Erdoğan’ın “kabul edilemez” bulduğu iki talep nedeniyle tıkandı. Bu iki talebin ne olduğu ise açıklanmadı. IMF’nin şart koştuğu, Türkiye’nin ise reddetmeye çalıştığı iki talebin biri maaş zammı; diğeri faiz dışı fazla.

Küresel ekonomik kriz nedeniyle Türkiye iki arada bir derede kaldı. Ekonominin önünü açmak, vadesi gelen borçları döndürebilmek için IMF ile anlaşma yapmak tek seçenek olarak gözüküyor. Ancak IMF anlaşması maliyetsiz değil. IMF’nin öne sürdüğü koşulların uygulanması halinde Türkiye’nin bu işten kazançlı mı çıkacağı yoksa bundan zarar mı göreceği tartışılır.
Yaklaşık 9 aydır süren IMF görüşmeleri bu haftanın başında tıkanmıştı. Başbakan Erdoğan IMF görüşmelerinin tıkanma nedenini açıklarken “Hele iki madde var ki, bunu kabullenmemiz hiç mümkün değil” ifadesini kullanmıştı. Bunun üzerine müzakerelere 10 gün ara verilmişti. Edinilen bilgilere göre IMF görüşmelerinin tıkanmasının en önemli nedeni IMF’nin yılın ikinci yarısında kamu personeline zam yapılmamasını talep etmesi. Başbakan Erdoğan’ın kabul edilemez bulduğu taleplerden en önemlisi bu.
2009 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısının 21. maddesine göre kamu personeline Ocak 2009′dan itibaren geçerli olmak üzere yüzde 4, Temmuz 2009′da ise yüzde 4,5 zam yapılması öngörülüyor. Ocak 2009’da yapılan zamda sorun yok. 292 milyar lira olarak bağlanan 2009 yılı bütçesinde personel giderleri için ayrılan ödenek 57,2 milyar lira. Bu rakamdan hareketle yılın ikinci yarısında kamu personeline yüzde 4,2 zam yapmayarak elde edilecek tasarruf miktarının 2-2,5 milyar lira olduğu söylenebilir.
IMF ile görüşmeleri tıkayan ikinci konu ise faiz dışı fazla oranı. IMF’nin faiz dışı fazlada yüzde 2,5’e razı olduğu, ancak bu rakamın çok daha altında bir rakamda hükümetin ısrar ettiği öğrenildi.
2008 yılında 33,6 milyar lira olarak gerçekleşen faiz dışı fazla miktarı, bütçede 38 milyar lira olarak hedeflenmişti. Gelir İdaresi Başkanı Mehmet Akif Ulusoy’un verdiği bilgiye göre yılın özellikle son üç ayında gelirlerde önemli bir düşüş yaşandı. Geçen yılın son üç ayında gelir hedefi o dönemki beklentinin toplam 10 milyar lira altında kaldı. Bu nedenle faiz dışı fazla 2008 yılında hedefin altında kaldı. Geçen yılın son üç ayında şiddetini giderek artıran krizin bu yıl içinde de etkisini gösterip vergi gelirlerinde ciddi bir yavaşlamaya neden olması bekleniyor. Bu nedenle IMF’nin 2009 faiz dışı fazla milli gelir oranının yüzde 2,5’e indirilmesine razı olduğu, ancak hükümetin bu rakamı da çok yüksek bulduğu belirtiliyor.
Faiz dışı fazla miktarı doğrudan hükümetin harcama olanağı ile ilişkili. Faiz dışı fazla hedefinin yüzde 1 oynaması yaklaşık 7,5-8 milyar dolarlık harcama miktarına denk geliyor. Hedefin yüzde 3 değil de yüzde 2 belirlenmesi kamunun 7,5-8 milyar dolar daha az harcama yapmasına neden oluyor.
Harcamalara hesap verme geliyor
IMF görüşmelerinde ön plana çıkan diğer bir konu mali kural şartı. Merkezi bütçe kapsamına girenlerin yanı sıra diğer kamu harcamalarının da ayrıntılı bir rapor haline getirilerek kamuoyuna açıklanması söz konusu. Bu raporlamanın bütçe açıklamasından önemli farkları var. Bütçedeki muhasebe oyunları, ödenek kaydırmaları bağımsız bir kurul tarafından ayıklanacak. Bütçe içinde yer almayan bütçe dışı harcamalar da kamuoyuna duyurulacak. Kamu harcamalarına şeffaflık getirilecek.