Nasıl spiker olunur

Bilindiği gibi, Radyo – TV Program Yapımcılığı gibi bölümler olsa da, Spikerlik – Sunuculuk mesleğine ilişkin Türkiye’de hiçbir üniversitede herhangi bir bölüm yoktur. Özel televizyon ve radyolarda spikerlik ya da sunuculuk yapanların bu mesleğe hangi yollardan geldiğine bakarsak, ya gazetecilik kökenli ya da bu alanda kurs bitirmiş olduğunu görmekteyiz. Bazı magazin programlarının çalıştırdıkları sunucularda bu mesleki beceriyi önemli ölçüde aramadığını düşünsek de, o programlarda sunuculuk yapanların kısa sürelerle değiştirildiğini birçok örneğiyle birlikte söyleyebiliriz.

Spiker – Sunucu dendiğinde akla ilk gelen dış görünüştür. Pek çok kimseye “Bir televizyon spikeri sizce nasıl olmalıdır?” diye sorulsa, alınacak cevap aşağı yukarı aynıdır. Çoğunluk, spikerlik mesleğini yapanın erkekse yakışıklı, bayansa güzel olması gerektiğini söyleyecektir. Magazin
programları için bu söylem belli ölçüde gerçek gibi görünse de, mesleki beceriye sahip olmayan bir çok kişinin kısa sürelerde bu mesleği yaptığı söylense de, uzun süreçli olmadığı toplumca kabul edilen bir gerçektir.

Televizyon spikeri olabilmek için, bir sinema aktör veya aktrisine benzemeye gerek yoktur. Sinemada çok değişik karakter tipleri vardır. Oysa bir televizyon spikeri için az da olsa gene de belli kalıplar vardır. Televizyondaki tüm anonsör ve spikerler bu kalıplara uymak durumundadırlar. Bu kalıplar asla televizyon yöneticileri tarafından gereksiz olarak konulmuş değildir. Bunlar, uzun denemeler sonucu tüm Batı Dünyası Televizyonlarında bu iş için uygunluğu saptanmış kalıplardır. Bir televizyon spikeri, samimi aynı zamanda kibar, sempatik ama ölçülü, efendi görüntülü olmalıdır. Kuşkusuz içe dönük bir kişilik bir televizyon spikeri için uygun değildir. Tam tersine dışa dönük, renkli ama asla iddialı olmayan bir kişiliği olması avantajlıdır. Aslında iddialı bir tip hiçbir zaman hoş görülmez. O halde bir televizyon spikeri için, hiçbir yönü ile kutuplaşmamış, dengeli bir kişilik görüntüsü en uygunudur.

Spiker, sözlük anlamı ile konuşmacı demektir. Genellikle herhangi bir dilde spikerlik yapanlar o dili en iyi konuşan kişilerdir. Herhangi bir kimse konuştuğu dili en güzel şekliyle radyo- televizyon spikerlerinden duymalıdır. Dolayısıyla konuşmacının (spikerin) görevi, her şeyden önce kendi dilini hatasız ve güzel konuşmak, bu konuda halka öncülük etmektir.

Konuşması güzel olmayan bir kişi hiçbir zaman başarılı bir spiker olamaz.

Konuşmanın hatasız olabilmesi için, ilk önce konuşulan dili eksiksiz bilmek standart konuşma dili kurallarıyla konuşmak gereklidir. Standart dil kavramıyla anlaşılması gereken, sözcükler değil, söyleyiş biçimi ve dil yapısıdır. Bir dili doğru ve güzel kullanmanın ilk şartı, standart dışında kalan söyleyiş, biçim ve dil yapılarından kaçınmaktır. Sözcükler ise, doğru yer ve doğru anlamda kullanılmaları açısından standart dille ilgilidir.

İkinci olarak da güzel konuşabilmek için, ses, ağız ve kulak yeteneği bulunmalıdır.

Spikerlik mesleğinin en önemli özelliği olan diksiyonun hatasız olmasının yanı sıra, mutlaka belli bir kültür düzeyinin üstünde olmalıdır. Televizyon spikeri inandırıcı olabilmek için okuduğu metni çok iyi değerlendirmek zorundadır. Spiker okuduğu metni beden diliyle de değerlendirmelidir. Sesinin tonu ile görünüşü uyum halinde olmayan bir kimse asla inandırıcı olamaz. Bütün bunları yapabilmek için de düzgün konuşmak, metni çok iyi anlayıp ona egemen olabilmek gereklidir.

Anlaşılacağı üzere, spikerlik ve sunuculuk mesleği birçok donanımı bir arada gerektiren, yeniliğe ve gelişime zorunlu bir meslektir. Eğitim almadan tüm bu becerilerin kazanılmasıysa oldukça zordur. Uygulamalı bir meslek olduğu düşünüldüğünde, eğitim alınacak eğitimcilerin kim olduğu da ayrıca önem taşımaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlarınızı ve Düşüncelerinizi bizimle paylaşın.